2008, 2009 ve 2010 yıllarında olmak üzere 3 yıl arka arkaya L’Eté à Paris programı aracılığıyla 31 Haziran-31 Temmuz tarihleri arasında Paris’te bulunma şansını yakaladım. Fransızcayla üniversiteye kayıt yaptırdıktan sonra tanışan bir ögrenci olarak, lisans hayatım ve sonrasında bu dile tam anlamıyla hakim olabilmek için, bu dilin kalbi olan Paris’te bir süre kalmam; belki orada bir dil okuluna gitmem gerektigini düşünüyordum.
Okuldan tanıdığım Théorie şirketinin kurucuları olan arkadaşlarımla bu süreci nasıl kolaylaştırabilirim, kendim için en uygun ve keyifli progamı nasıl yakalayabilirim diye enine boyuna konuştuktan sonra, hem bu insanları tanıdığım hem de söyledikleri aklıma yattığı için L’Eté à Paris programına kayıt oldum. İstanbul’dan yurtdışına çıkış aşamasına kadar gerekli olan herşeyde bana yol gösterdiler ve her aşamayı oldukça kolay hale getirdiler. Derken o gün geldi ve kendimi ilk kez gidecek oldugum Paris’te buldum. Açıkçası arkadaşlarım olmalarına ve kendilerine çok güvenmeme ragmen, gitmeden önce hayal ettiklerim, gördüklerimin çok çok daha azıydı. Havaalanı transferinden konaklamaya, dil okuluna ve diğer tüm detaylara kadar yapılan iş oldukça profesyoneldi. Paris’e dışarıdan gelmiş bir öğrencinin konaklayabileceği en uygun ve güzel yerin bizim de kaldıgımız “Cité Universitaire” olduğuna inanıyorum. Bambaşka ülkelerden, oraya eğitimlerini sürdürmeye ya da Fransızca öğrenmeye gelmiş olan insanlarla tanışmak, diyalog kurmak ve kurduğum kontakları bugüne kadar devam ettirmek yaşadıgım en güzel deneyimlerden biriydi. Bununla beraber 1 ay boyunca eğitim aldığımız “L’ Institut Catholique de Paris”, işini mükemmel yapan, herşeyi kolaylaştıran ve öğrencilere nasıl daha faydalı olabiliriz mantığıyla ilerleyen profesyonel bir ekipten kurulmuş bir eğitim kurumuydu. İnteraktif katılımı çok iyi sağladıklarını ve oradan edindiğim donanımı bir ömür boyu kullanabileceğime inanıyorum.
Programın eğitim kısmıyla ilgili ekleyebilecegim birçok detay daha var, biraz da eğlenceye ve edindiğim tecrübelere değinmek isterim. Geçirdiğim 30 gün boyunca bir an olsun sıkıldığımı hatırlamıyorum. Birçoğumuzun ilk kez gitmiş oldugu yabancı bir yere alışma süremizi minimuma indirmek için Théorie çalışanları, çalışan yönlerinden çok arkadaş yönlerini kullanarak daha önceden edinmiş oldukları tüm tecrübeleri bizimle paylaştılar. Bizimle aynı zamanda gelmiş diğer insanlar birçok şeyi daha duymamışken, biz onları etkin bir şekilde kullanmaktaydık. Düzenlenen mini geziler ve turlarla hem şehri kısa sürede öğrendik hem de grup olarak beraberce çok keyifli zaman geçirdik. Evlerimize döndükten sonra sürekli olarak görüşmeye devam edip geçirdiğimiz güzel günleri anmamızdan, hepimizin de aynı fikirde olduğuna inanıyorum: ‘Ailemizden ve tüm sorumluluklarımızdan uzakta, bir aylık bir süreçte kendimize bir çok şey katarken yeni insanlar tanıdık, kendi ayaklarımızın üzerinde durduk ve belki de hayatımızın en güzel dönemlerinden birini geçirdik.’ Sırf bu yüzden bütçemi zorlayarak ikinci kez aynı tecübeyi yaşamak için 2009 yılında da bu programa katıldım. Bunların hepsine önayak oldukları ve her aşamasında bizimle beraber oldukları için tüm Théorie ekibine teşekkür ederim. Umarım geçen her sene daha iyisini yapabilirler, eğer mümkünse tabii!?
Emre Han, 2008, 2009, 2010
Galatasaray Üniversitesi
