Bir Malta Macerası

Bir Malta Macerası

Akdeniz Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret ve Lojistik bölümünü bitirmemin ardından bu alanda çalışmak için akıcı bir İngilizce bilgisine sahip olmam gerektiğini biliyordum. Üniversite hayatım boyunca gerek kendi çabalarımla gerekse de kurslarla destekleyerek İngilizce bilgilerimi iyileştirme yoluna gittim; fakat iş hayatı için bu kadar yetersiz kalacağımı düşünmemiştim. Aranan özelliklerin başında akıcı İngilizce bilgisi geliyordu ve beni endişelen kısmı tam da burasıydı: AKICI!

Kendi çapımda bildiğim ve üniversite eğitimimde gösterilen İngilizcenin yetersiz olduğunu anladığım an acımasız gerçek yüzüme vurmuştu 🙂 Neyse ki dünyanın sonu değildi ve ben hâlâ elimden geldiğince iş hayatımı iyileştirmek adına bir şeyler yapabilirdim. Kısa süreli birkaç iş tecrübemin ardından bu işi kendi çabalarımla artık halledemeyeceğimi anladım. İstanbul’da kursa gitmek için bir yer ayarladım. 2 ay kursa devam etmemin ardından yetersiz kaldığını gördüm. Çünkü ders sonrasındaki hayatımın tamamında Türkçe hâkimdi ve bu şekilde başarılı olamayacağım ortadaydı. Ailemin maddi durumu şahane değil ama yine de yurtdışı eğitimi almam için fedakârlıkta bulunabilirlerdi. İşte Malta ile yolum burada kesişti diyebilirim. Önceden Malta sadece tarih derslerinden bildiğim, şövalyeleri ile ün yapmış bir ülkeyken artık hayatıma yön vermemde yardımcı olacak bir ülke oluvermişti 🙂 Uzun araştırmalarımın ardından hem bütçemizi zorlamayacak hem de benim verim alabileceğim yer olarak Malta’daki dil okulları için yurtdışı eğitim firmaları ile görüştüm. Karar vermem konusunda bana en çok yardımcı olan ve açıkçası en gerçekçi bilgiler veren yerden kaydımı yaptırdım. 6 aylık bir eğitim için ilk adımı atmıştım. Kurs, konaklama, vize gibi birçok konuyu firmam sorunsuz bir şekilde halletti. Ve ben artık Malta yolcusuydum!

Malta Luqa havaalanına inip yurduma yerleşmem çok zor olmadı. Zaten havaalanından ülkenin her yerine otobüs mevcut. St. Julian’s’taki dil okulum için yurdumdan çıkıp kısa bir keşif gezisi yapmaya koyuldum. Beni ilk şaşırtan şey bir sokaktan diğerine geçtiğinizde şehir değiştiriyor olmamız 🙂 Malta beni daha çok şaşırtacaktı, anladım!

Eğitimimin ilk günü biraz çekincelerim vardı. Çünkü geldiğim ilk gün insanların biraz aksanlı konuştuğunu fark ettim. Bu okuldaki öğretmenlerimde de vardır diye endişelenmiştim. Acaba yanlış bir karar mıydı diye bütün gece sorguladım. Ama yanılmışım. Çünkü nasıl ki Türkiye’de yöreden yöreye şiveler değişiyor fakat herkes kimin ne dediğini anlıyorsa burada da öyleydi. Aslında bu çok normal tabii ki… Öğretmenlerin hepsi native speaker. Çok AKICI bir İngilizceye sahipler. Benim de olmak istediğim seviye o idi: AKICI! Ders içerikleri genelde konuşma pratiği üzerineydi. Zaten okulun ilk günü girdiğimiz seviye belirleme sınavına göre kendi seviyemden bir sınıfa yerleştirildiğim için gramer derslerim biraz daha azdı. Beni yoran tek konu derslerin bazen 1.5 saat blok olarak yapılması idi. Dikkatim bir süre sonra dağılıyor. Ama amacımı hatırlayınca dikkat kaybı falan ortadan kalkıyor tabii 🙂 Günler birbirini kovalarken ben kendimi daha da geliştirdiğimi fark ediyordum. Arkadaşlarla Malta turu yaparken, onlarla ders dışı aktivitesi olarak oturup bir kafede bir şeyler içerken, yurtta yemek hazırlarken eksik malzemem olduğunda onlardan isterken, karaoke bara gittiğimizde Türkçe şarkıdan ziyade İngilizce şarkı söylemeye çalışırken, buralarda Türk lokantası var mı diye arayıp tarayıp bulduğumda sahiplerinin Türk ama çalışanlarının genelde Pakistan, Fas veya Cezayirli olduğunu öğrendiğimde İngilizce konuşmak zorunda kalırken anladım ki istemesem de İngilizce konuşmak zorundayım 🙂 Aradığım da buydu! Mecburiyetten de olsa hayatımı İngilizce devam ettirmek zorundaydım. Ve başarıyordum da…

Malta’nın yarısı Türk öğrencilerden oluşur diye gelmeden önce beni hep vazgeçirmeye çalışmışlardı. Ama o algı yanlış. Evet, Türk öğrenciler benim gittiğim okulda da var ama eminim ben İngiltere’ye, Amerika’ya veya İrlanda’ya gitsem de en az buradaki kadar Türk öğrencilerle karşılaşacaktım. Ben zannetmiyorum ki İtalyanlar, İspanyollar veya Ruslar desin ki ‘O okulda çok İspanyol/İtalyan/Rus varmış sen boş ver gitme gel başka yer/ülke ara. Sanırım bir tek biz Türkler hem Türk olmasa diye inat edip gittiğimizde de bir Türk bulsam da vakit geçirsem, memleket hasreti gidermek için gideyim de bir dönerci/kebapçı bulayım iki kelam ederim, der 🙂

Günler su gibi akıp geçti ve benim dönmeme 1 hafta kala artık internet başına oturup iş başvurularında bulunmaya başlamıştım. Artık kendime güvenim daha fazlaydı. En azından iş bilgimi dil bilgim ile de pekiştirdiğime inanıyordum. Gerçekten geldiğim zamanki halimden eser yoktu. Ben açıkçası bu kadar yol kat edebileceğimi düşünmemiştim. Döndüğümde her şey çok daha güzel olacaktı eminim. Dönüş yapan bir iki yere Malta’da dil eğitiminde olduğumu ve döneceğim tarihe göre iş randevusu ayarlıyordum.

Dönüş zamanım gelip çatmıştı. Artık iş hayatı için eskiden daha çok hazırdım. Malta’daki dil eğitimimin bana çok şey kattığı gibi Malta’da bana çok şey katmıştı. Bu güvenle gittiğim iş görüşmelerimin hemen hepsi çok iyi geçmişti. Kiminin şartları bana uymadı kimine ben uymadım 🙂 ama sonunda bir iş için karşılıklı anlaştık. Firmada iş görüşmesi yaptığım kişinin de benden 6 sene önce dil eğitimi için Malta’da olması güzel bir tesadüftü. 6 aylık bir Malta macerasında edindiğim bilgi ve tecrübelerle yeni hayatım beni bekliyor…