İngilizce öğrenmenin ekonomik adresi: Malta!

Toplumumuzun geneline yayılmış olarak içimizde kanayan bir yara halini alan İngilizce öğrenmenin, yurt dışına giderek alınan eğitimle başarıya ulaşabileceği ve gidilen ülkede aktif konuşulan dilin İngilizce olması gerektiği malumunuz. Hal böyle olunca ve hadi ülke belirleyelim deyince ilk sıralarda İngiltere, Amerika, Kanada, Avustralya gibi ülkeler geliyor; lakin bu ülkelerin fiyatlarına şöyle bir bakınca bir aydınlanma yaşayıp, “devler ligi oluşturulmuş, ben en iyisi oturayım oturduğum yerde” diyebilirsiniz; ya da “yok, bu yaranın kanaması yetti artık, ben bu yola baş koydum, devler ligi, artan kurlar, ekonomik sorunlar ve daha bir dünyası gelse vazgeçmem! Bana ekonomik yolunu gösterin!” de diyebilirsiniz. Ve bizce işte o zaman doğru kararı verdiniz ve başarı yolunda en önemli yolu katettiniz demektir.

Parlayan güneş Malta!

Tam da burada, Akdeniz’in kalbinde, mavi ve yeşil suların arasında parlayan bir güneş gibi Malta arzı endam ediyor. Geçmişten günümüze Şövalyeler, Fransızlar ve İngilizler tarafından yönetilen, üç takım adadan oluşan, Avrupa’nın ada ülkesi Malta; uzun yıllar İngiliz sömürgesinde kalmış ve özgürlüğünü 1964 yılında elde etmiş. Günümüzdeki gelirinin %97’sini turizmden elde ediyor. Bu gelirinin büyük bir kısmının dil okullarından olması, İngiliz sömürüsünün kendilerine yol, su, elektrik hatta altın ve petrol değerinde bir geri dönüşü olduğu çıkarımına götürüyor bizi. Her inişin bir çıkışı var diye boşuna dememişler…

Yanmayan ceplerin ülkesi

Bu güzel ülkenin kendi bütçemize faydasından da biraz bahsedersek; uçak biletinden tutun da yaşam giderlerine, konaklama ve dil okulu fiyatlarına, orda katılacağınız sosyal aktivitelere kadar tüm harcamalarınız açısından İngilizce eğitimi için gidilecek en ekonomik ülkedir Malta. Eğlencesi de cabası.

Çalışma izni!

Dil okulu fiyatları, okulların eğitim kalitelerine paralel olarak birbiriyle örtüşmektedir. Bütçenize karşılık gelecek bir çok seçenek bulabilirsiniz. Aynı zamanda 2018 Nisan ayından bu yana minimumda 90 gün yani 12 haftalık dil eğitimine katılan öğrenciler, bu ilk üç ayın sonrasında eğitimlerini uzattıkları süre kadar haftada 20 saatlik yani yarı zamanlı çalışma iznine de sahip olurlar!

Son olarak unutmayalım ki dil öğrenimi için ülke, şehir, dil okulu ve konaklama tipi seçimi diye zincirleme giden önemli kararlar size maksimumda %40 oranında etki edecek, geri kalan % 60 (hatta bizce çok daha fazlası) sizin güzel ellerinizde şekillecenek. Yani sonuç yalnızca sizin eseriniz!

Dil eğitimi sırasında çalışma izni veren ülkeler

Dilimizi geliştirmek istiyorsak bunun en doğru ve hızlı yolunun yurt dışında bir dil okuluna kaydolmak olduğunun hepimiz farkındayız ama yükselen kurlar ve enflasyon oranları da bizim farkımızda mı?! Görünüşe göre değil.. Fakat dezavantajları avantaja dönüştürmek yine de mümkün. Bir yandan dil eğitimi alırken, bir yandan da çalışarak bütçenize katkıda bulunurken dilinizi çok daha hızlı geliştirebilir aynı zamanda yurt dışında çalışma deneyimi yaşayabilirsiniz! Gelin hangi ülkeler hangi şartlarla buna olanak sağlıyor inceleyelim!

İrlanda

İrlanda harika doğası, sıcak insanları ve güvenli şehirleriyle dil öğrenmek isteyenlerin sıklıkla tercih ettiği ülkelerden biri. Üstelik dil eğitimi almak üzere gelenlere haftada 20 saate kadar çalışma izni veriyor ve tatil dönemlerinde tam zamanlı çalışma izni sunuyor. Tek şartları öğrencilerin en az 25 haftalık bir programa kayıt olmaları. Eğer İngilizce öğrenmeye yeni başlıyorsanız tam size göre bir ülke diyebiliriz. Ayrıca Dublin’e giderseniz, ana dilinizde iş bulma imkanınız da mevcut; Dublin, Google, Facebook, Amazon gibi büyük şirketlerin Avrupa başkenti denebilir ve her dilden çalışana da ihtiyaç duydukları biliniyor.

Asgari çalışma ücreti/1 Saat: 9.55 Euro

Aylık: 764 Euro

İrlanda Dil Okulları <– Tıklayınız.

 

 

Avustralya

Hoşgörünün ve ılıman iklimin adresi, kanguruların anavatanı Avustralya da dil eğitimi alırken çalışma izni veren ülkelerden bir diğeri. Koskocaman bir kıta olmasına karşın nüfusunun düşük sayıda seyretmesi de iş arayanlar için bir avantaj. Avustralya’da dil eğitimi alırken çalışmanın şartı ise en az 12 haftalık bir kursa kayıt olmaktır. Avustralya’da da tıpkı İrlanda’da olduğu gibi tatil dönemlerinde tam zamanlı çalışma izni mevcut.

Asgari çalışma ücreti/1 Saat:  $17.70

Aylık: $1.416

Avustralya Dil Okulları <– Tıklayınız.

 

Yeni Zelanda

Doğa severleri mest eden ülke Yeni Zelanda! Yüksek yaşam standartları ve kaliteli eğitim kurumları da Yeni Zelanda’nın tercih edilmesini sağlayan diğer önemli faktörler. Tıpkı Avustralya ve İrlanda’da olduğu gibi Yeni Zelanda’da da dil eğitimi sırasında haftada 20 saat ve tatil zamanlarında ise 40 saate kadar çalışabilirsiniz, bunun için en az 12 haftalık bir dil programına kaydolmanız yeterli.

Asgari çalışma ücreti/1 Saat: $14.25

Aylık: $1140

Yeni Zelanda Dil Okulları <– Tıklayınız.

 

Malta

İngilizce dil eğitiminin ekonomik adresi Malta, ılıman iklimi ile size tatil gibi bir eğitim fırsatı sunar. Diğer ülkelerden farklı olarak Malta’da ancak 3 ay boyunca kursa devam ettikten sonra haftalık 20 saatlik çalışma iznine sahip olabiliyorsunuz ve bu haktan yararlanabilmek için sonrasında da kursa devam etmeniz gerekiyor.

Asgari çalışma ücreti/1 Saat: yaklaşık 5 Euro

Aylık: yaklaşık 150 Euro

Malta Dil Okulları <– Tıklayınız.

Neden Yaz Kampı?

Anne babalar çocukları için yurtdışındaki yaz kamplarını neden tercih etmeli?

İrlanda vs Malta

İRLANDA

  • İrlanda’da müzelere giriş herkes için ücretsizdir.
  • En büyük seyahat rehberi Lonely Planet tarafından dünyanın en misafirperver ülkesi seçilmiş; 2009 Global Barış Endeksi’nde ise 12. sırada yer almıştır.

MALTA

  • Göz alabildiğince uzanan uzun sahilleri ile hem dil eğitimi hem de yaz tatili yapmak isteyen öğrenciler için ideal olması,
  • Malta’da eğitim alan öğrencilerin yüzyıllardır pek çok me deniyetin egemenliği altında bulunan bu ülkedeki kültürel zenginlikleri görebilme fırsatı elde etmesi,
  • Küçük bir ada olması nedeni ile kolay ve uygun fiyatlı bir yaşam sunması,
  • Ulaşımın kolay ve ucuz olması,
  • Schengen vize uygulaması ile Avrupa’daki Avrupa Birliğine üye ülkelere kolayca geçiş imkanı,
  • Diğer ülkelere göre uygun okul ücretleri,
  • Bir çok farklı ülkeden insanlarla ve kültürlerle kaynaşma fırsatı.

Malta’da İngilizce Eğitim Serüveni

‘En kötü karar bile kararsızlıktan çok daha iyidir.’ diye yola çıkıp soluğu Malta’da almak

Evet, tam da bu söz aklıma geldikten sonra tüm arayışıma başlamış olmam pek manidar. Acaba verdiğim karar doğru mu yanlış mı diye sorgulamama fırsat vermeden tüm işlemlerimi halletmiştim. Aksi takdirde vazgeçme olasılığım oldukça yüksek olacaktı, buna eminim. Bir hafta gibi kısa bir sürede İstanbul’daki yurt dışı eğitim firmalarını gezmemin ardından en son kendimce en güvenilir olan ve sorularıma en mantıklı cevapları veren firma ile anlaşıp kaydımı gerçekleştirdim. Program ücretim ailemi maddi açıdan da çok zorlamayacaktı. Yaşam masraflarımın da çok maliyetli olmayacağını söylediler ve ufak tefek araştırmalarımdan da bunu anlayabildim.

Gözümü kapattım hiç bir soru sormadan Malta‘ya 3 aylığına dil eğitimine gittim. Pek çok yeni öğrenci eminim ilk geldiği günlerde benim gibi belki de büyük hayal kırıklığına uğruyordur. Çünkü Malta’da eğitim sistemi değişik, yemek alışkanlıkları değişik, binalar değişik, trafik akışı değişik, kısacası hayat tamamen değişik. Buna adapte olmanın gerçekten zor olduğunu biliyorum. Ama benim gibi memleketinden ayrılıp başka şehire üniversite okumaya giden herkes bir adaptosyan sürecine maruz kalmıştır. ‘Bu da aynısı Burcu, sen bunu da yaparsın.’ diye kendime gaz veriyordum. Not: İşe yaradı 😉

İlk günlerde beni yemek çok zorladı açıkçası. Zaten çok seçen biri olarak buradaki tatları deneme yanılma yöntemi ile elemek ve bu süreçte biraz aç kalmak moralimi bozmadı değil hani 🙂 Ama elbet yiyecek birşeyler buluyorsunuz merak etmeyin. Benim dil okulum Sliema’daydı ve okulumun yakınında bir dönerci&kebapçı vardı. En kötü dersim bitince oraya gidip karnımı doyuruyor, bazen de paket yaptırıp yurda götürüyordum. Benim kaldığım oda 3 kişilikti ve oda arkadaşlarımın biri Koreli biri de Rusyalı idi. Farklı kültürleri tanımayı seviyorum. İlişkilerimi devam ettireceğim iki yeni arkadaş kazanmış olmam beni mutlu ediyor. Yurtta yemek yapma imkanı mevcut. Tabii yazın sıcağında canınız ne kadar yemek yapmak ister bilemem… Yurdun merkezde olması ve imkanlarının bulunması da sevindiriciydi. Lokasyon ve imkanlar açısından hiç problem yaşamadım.

Neden Malta?

Neden İngiltere, Kanada, Amerika veya İrlanda değil de Malta? Diye soran olmadı değil. Elbette bu ülkelerde verilen eğitimin kalitesini sorgulayacak değilim. Ama sanırım bu birazda tercih meselesi. Ailem İngiltere, Amerika ve Kanada’daki 3 aylık eğitim ve yaşam masraflarımı karşılamada belki biraz problem yaşayabilirdi. İrlanda ile Malta’nın her açıdan benim için giderleri aşağı yukarı aynı olacaktı ama soğuk bir ülkedense sıcak akdeniz iklimine sahip olan bir ülkeyi tercih ederdim 🙂 Schengen vize uygulaması ile Avrupa’daki Avrupa Birliğine üye ülkelere kolayca geçiş imkanı da işin cabasıydı. Ayrıca İngiltere’de 1 ay için bu ücreti vermektense Malta’da üç ay için vermeyi yeğledim. Benim için 3 ay İngilizce ile iç içe olmak daha mantıklı geldi ve hiç pişman olmadım. Tüm faydalarını döndüğüm zaman gördüm. 1 ay gitmiş olsaydım konuşma pratiğim şimdiki kadar gelişmemiş olurdu eminim.

Muhteşem Türkler her yerde!

Elbette Türk’ün olmadığı bir yer bulmak zor 🙂 Özellikle dil eğitimi lokasyonlar söz konusu olunca… Gerçi bizler hiç dil bilmeden ecnebi ülkelere çalışmaya gidenlerin torunlarıyız 🙂 Dil eğitimine gitmek mi bizi zorlayacak?.. İşin şakası bir yana Türk öğrenciler elbette vardı. Benim gittiğim okulda da sanırım bir 10- 15 Türk öğrenci vardık. Ama inanın aynı sınıfa düşmeniz biraz mucize diyebilirim. Seviyenize uygun sınıflardan başlıyorsunuz ve sınıf sayısı oldukça fazla. Dolayısı ile ancak bir Türk ile aynı seviyede çıkmadığınız sürece aynı sınıfta olmanız mümkün değil. Aynı seviyede olsanız bile bence mümkün değil 🙂 Benim sınıfımdaki tek Türk öğrenci bendim. Ders dışında görüştüğüm arkadaşlarımdan da hiç Türk yoktu. Zaten siz amacınızı sürekli hatırlarsanız etrafınızdaki Türklere rağmen hedefinizden şaşmazsınız. Sadece karşılaştığımızda ‘Merhaba, nasılsın? Dersler nasıl gidiyor? Gelişme kaydedebiliyor musun?’ vs demekten öte geçilmedi. Bir Türk öğrenci ile yapışık ikiz gibi gezersen, vah vah… Paralarınızı çöpe atıyorsunuz demektir. Neyse ki benim böyle bir sorunum olmadı. Bu endişelerinizi bir kenara bırakın ve gönül rahatlığı ile Malta’yı İngilizce dil eğitimi için tercih edin derim. Kesinlikle pişman olmayacaksınız…

Bir Malta Macerası

Akdeniz Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret ve Lojistik bölümünü bitirmemin ardından bu alanda çalışmak için akıcı bir İngilizce bilgisine sahip olmam gerektiğini biliyordum. Üniversite hayatım boyunca gerek kendi çabalarımla gerekse de kurslarla destekleyerek İngilizce bilgilerimi iyileştirme yoluna gittim; fakat iş hayatı için bu kadar yetersiz kalacağımı düşünmemiştim. Aranan özelliklerin başında akıcı İngilizce bilgisi geliyordu ve beni endişelen kısmı tam da burasıydı: AKICI!

Kendi çapımda bildiğim ve üniversite eğitimimde gösterilen İngilizcenin yetersiz olduğunu anladığım an acımasız gerçek yüzüme vurmuştu 🙂 Neyse ki dünyanın sonu değildi ve ben hâlâ elimden geldiğince iş hayatımı iyileştirmek adına bir şeyler yapabilirdim. Kısa süreli birkaç iş tecrübemin ardından bu işi kendi çabalarımla artık halledemeyeceğimi anladım. İstanbul’da kursa gitmek için bir yer ayarladım. 2 ay kursa devam etmemin ardından yetersiz kaldığını gördüm. Çünkü ders sonrasındaki hayatımın tamamında Türkçe hâkimdi ve bu şekilde başarılı olamayacağım ortadaydı. Ailemin maddi durumu şahane değil ama yine de yurtdışı eğitimi almam için fedakârlıkta bulunabilirlerdi. İşte Malta ile yolum burada kesişti diyebilirim. Önceden Malta sadece tarih derslerinden bildiğim, şövalyeleri ile ün yapmış bir ülkeyken artık hayatıma yön vermemde yardımcı olacak bir ülke oluvermişti 🙂 Uzun araştırmalarımın ardından hem bütçemizi zorlamayacak hem de benim verim alabileceğim yer olarak Malta’daki dil okulları için yurtdışı eğitim firmaları ile görüştüm. Karar vermem konusunda bana en çok yardımcı olan ve açıkçası en gerçekçi bilgiler veren yerden kaydımı yaptırdım. 6 aylık bir eğitim için ilk adımı atmıştım. Kurs, konaklama, vize gibi birçok konuyu firmam sorunsuz bir şekilde halletti. Ve ben artık Malta yolcusuydum!

Malta Luqa havaalanına inip yurduma yerleşmem çok zor olmadı. Zaten havaalanından ülkenin her yerine otobüs mevcut. St. Julian’s’taki dil okulum için yurdumdan çıkıp kısa bir keşif gezisi yapmaya koyuldum. Beni ilk şaşırtan şey bir sokaktan diğerine geçtiğinizde şehir değiştiriyor olmamız 🙂 Malta beni daha çok şaşırtacaktı, anladım!

Eğitimimin ilk günü biraz çekincelerim vardı. Çünkü geldiğim ilk gün insanların biraz aksanlı konuştuğunu fark ettim. Bu okuldaki öğretmenlerimde de vardır diye endişelenmiştim. Acaba yanlış bir karar mıydı diye bütün gece sorguladım. Ama yanılmışım. Çünkü nasıl ki Türkiye’de yöreden yöreye şiveler değişiyor fakat herkes kimin ne dediğini anlıyorsa burada da öyleydi. Aslında bu çok normal tabii ki… Öğretmenlerin hepsi native speaker. Çok AKICI bir İngilizceye sahipler. Benim de olmak istediğim seviye o idi: AKICI! Ders içerikleri genelde konuşma pratiği üzerineydi. Zaten okulun ilk günü girdiğimiz seviye belirleme sınavına göre kendi seviyemden bir sınıfa yerleştirildiğim için gramer derslerim biraz daha azdı. Beni yoran tek konu derslerin bazen 1.5 saat blok olarak yapılması idi. Dikkatim bir süre sonra dağılıyor. Ama amacımı hatırlayınca dikkat kaybı falan ortadan kalkıyor tabii 🙂 Günler birbirini kovalarken ben kendimi daha da geliştirdiğimi fark ediyordum. Arkadaşlarla Malta turu yaparken, onlarla ders dışı aktivitesi olarak oturup bir kafede bir şeyler içerken, yurtta yemek hazırlarken eksik malzemem olduğunda onlardan isterken, karaoke bara gittiğimizde Türkçe şarkıdan ziyade İngilizce şarkı söylemeye çalışırken, buralarda Türk lokantası var mı diye arayıp tarayıp bulduğumda sahiplerinin Türk ama çalışanlarının genelde Pakistan, Fas veya Cezayirli olduğunu öğrendiğimde İngilizce konuşmak zorunda kalırken anladım ki istemesem de İngilizce konuşmak zorundayım 🙂 Aradığım da buydu! Mecburiyetten de olsa hayatımı İngilizce devam ettirmek zorundaydım. Ve başarıyordum da…

Malta’nın yarısı Türk öğrencilerden oluşur diye gelmeden önce beni hep vazgeçirmeye çalışmışlardı. Ama o algı yanlış. Evet, Türk öğrenciler benim gittiğim okulda da var ama eminim ben İngiltere’ye, Amerika’ya veya İrlanda’ya gitsem de en az buradaki kadar Türk öğrencilerle karşılaşacaktım. Ben zannetmiyorum ki İtalyanlar, İspanyollar veya Ruslar desin ki ‘O okulda çok İspanyol/İtalyan/Rus varmış sen boş ver gitme gel başka yer/ülke ara. Sanırım bir tek biz Türkler hem Türk olmasa diye inat edip gittiğimizde de bir Türk bulsam da vakit geçirsem, memleket hasreti gidermek için gideyim de bir dönerci/kebapçı bulayım iki kelam ederim, der 🙂

Günler su gibi akıp geçti ve benim dönmeme 1 hafta kala artık internet başına oturup iş başvurularında bulunmaya başlamıştım. Artık kendime güvenim daha fazlaydı. En azından iş bilgimi dil bilgim ile de pekiştirdiğime inanıyordum. Gerçekten geldiğim zamanki halimden eser yoktu. Ben açıkçası bu kadar yol kat edebileceğimi düşünmemiştim. Döndüğümde her şey çok daha güzel olacaktı eminim. Dönüş yapan bir iki yere Malta’da dil eğitiminde olduğumu ve döneceğim tarihe göre iş randevusu ayarlıyordum.

Dönüş zamanım gelip çatmıştı. Artık iş hayatı için eskiden daha çok hazırdım. Malta’daki dil eğitimimin bana çok şey kattığı gibi Malta’da bana çok şey katmıştı. Bu güvenle gittiğim iş görüşmelerimin hemen hepsi çok iyi geçmişti. Kiminin şartları bana uymadı kimine ben uymadım 🙂 ama sonunda bir iş için karşılıklı anlaştık. Firmada iş görüşmesi yaptığım kişinin de benden 6 sene önce dil eğitimi için Malta’da olması güzel bir tesadüftü. 6 aylık bir Malta macerasında edindiğim bilgi ve tecrübelerle yeni hayatım beni bekliyor…

Malta Yeme-İçme Rehberi

Malta çok kaliteli restoranların bulunduğu bir bölge olarak bilinmez ancak, yemek hem güzel hem de ucuzdur. ‘Ah nerde bizim o Türk Mutfağı’ndaki sarmalar, dolmalar, börekler, çörekler…’ diyebileceğiniz bir memleket. Ama yine de lezzetli yemekleri mevcut. O kadar da acımasız olmayalım.

Malta’ya gitmeden önce gezilip görülecek yerlerin haricinde elbette ki yemek kültürünü, lokantalarını araştırmıştık. Bizim için gittiğimiz her yerin yemekleri önemli 🙂 Yeni lezzetlere her daim açığız…

Genel hatlarıyla yeme & içme konusu ve Malta yemek fiyatlarını anlattıktan sonra Malta’ya özgü lezzetlere geçeceğim. Başta şunu söylemeliyim ki Malta’nın tamamındaki marketlerde ağırlıklı olarak İtalyan ürünleri satılmaktadır. Fakat San Gwan’daki Lidl, sadece Alman ürünleri satıyor, fiyat olarak en uygunu diyebilirim. Diğer gezdiğimiz süper marketler de Tal-lira, The Plaza, Gala, Pavi, The Town ve Schott’s. Bizim bakkal dediğimiz yerlere göre daha ekonomik ürünler mevcut.

Pilav, çorba vb. ya da kebap türü yemekleri Malta lokantalarında görebilmek hayli zor. Sadece Millenium, Tabbak, Öz Sofra ya da Mdina’daki Harika gibi belli başlı Türk lokantalarında bunları bulabiliyorsunuz. Bizim dönerini en çok beğendiğimiz yer ise MOO’S adlı lokantaydı. Ayrıca benden söylemesi, o özlediğiniz Türk yemeklerini de zaman zaman bulmanız mümkün 😉

Malta yemek fiyatları pek pahalı değil; 10 €'ya yemek yiyebiliyorsunuz.

Malta yemek fiyatları pek pahalı değil; 10 € civarı..

O kadar fazla et koyuyorlar ki rahat 250-300 gr döner vardı 🙂 Dürümü kapatamayıp alelade sarıp getirmişlerdi. İçerisine bizim ülkemizden farklı olarak humus, patlıcan sosu, kısır, mısır gibi ürünleri de koydurtabiliyorsunuz. Ve humuslu döner gerçekten bir harika! Malta’da yemek fiyatları çok pahalı değil; ortalama 6- 11 € arasında karnınızı tıka basa doyurabilirsiniz. İtalya’ya yakın olması dolayısıyla burada makarna (pasta olarak anılıyor), pizza ve türevleri en çok tüketilen yiyecekler arasında. Marketlerde de dondurulmuş gıda reyonları bu ürünlerle dolu. Orta boy 4 peynirli pizzayı çok rahat 2-3 €’ya alabilirsiniz. Ayrıca Malta’da sebze fiyatları pahalı olduğu için sebzeli yemekleri pişirmek de oldukça pahalıya gelebilir.

Her türlü gıdanın dondurulmuş şeklini özellikle büyük marketlerde bulabilirsiniz. Yalnız lezzet olarak bizimkilerle hiç alakası yok. Bence bunun sebebi baharatlar. Bizim ülkemizde üretilen dondurulmuş gıdalarda da baharat ya da özütler mevcut. Ama onlar kırmızı et dahil direk kesip donduruyorlar. Dolayısı ile piştiğinde o kadar lezzetli olmuyor. Neredeyse her şeyin konservesi de mevcut ama yine bizim damak tadımıza uygun değil. Sadece haşlama suyu ile konserve edilmiş halde satılıyorlar. Malta’da Ortalama 0,5 € ile 4 € arasında konserve yiyecek almanız mümkün.

Fastfood yemek zincirleri Malta’da da mevcut. Ama helal et yemeye özen gösteriyorsanız Malta’nın %98’i katolik, ve adada toplam 365 adet kilise, şapel, katedral bulunmakta yani yıl boyunca her gün 1 mekanda ibadet edebilirler demem yeterli sanırım 🙂

Süt ve süt ürünlerine gelince fiyatları marketten markete, şehirden şehire değişkenlik gösteriyor. Malta’da süt fiyatları 0.85 € ile 2.5€ arasında değişkenlik gösteriyor. Biz açıkçası hepsinden birer tane aldık. Tadlarını merak ettik 🙂 0.85€ olan Benna markalı süt resmen süt tozu idi. Malta’nın yerel süt ürünleri markası olarak bizden sınıfta kaldı. Frisian Flag markalı süt daha çok süt tadındaydı. Bunların haricinde soya sütü, hindistan cevizi sütü de satılıyor. Denemek isterseniz alabilirsiniz.

Feta Peyniri (Yunan peyniri olarak da bilinir.)

Feta Peyniri (Yunan peyniri olarak da bilinir.)

Malta gezimizde peynir bizim için tam bir felaketti. Neyse ki giderken yanımıza kaşar peyniri almıştım 🙂 Bizim beyaz peynirimize en yakın lezzette olan Yunan Peyniri diye satılan Feta Peyniri. Ama yine de nerde o ezine peynirleri… Ayrıca Malta’da yoğurt alırken üzerini dikkatlice okuyun. Aksi takdirde bolca tüketilen şekerli yoğurtlarına denk gelebilirsiniz 🙂

Bizdeki çeri domatesler burada gerçekten ‘cherry’ (kiraz) boyutunda. Paketini yaklaşık olarak 1-3 €’ya alabilirsiniz. Domates, şeftali, muz, havuç, patates, biber gibi ürünlerin de kilosu ortalama 0.90 € – 1.5 € arasında değişiyor. Bunların yanı sıra muz suyu, Hindistan cevizi suyu gibi meyve suları var ve oldukça lezzetliler. Normal meyve suları da 2 litrelik kutularda satılıyor ve kalitesi bizimkilerden daha düşük. Kinnie adındaki alkolsüz yerel içecekleri bize biraz acımtırak geldi. İçerisinde turunçgillerin tamamı mevcut. Ama greyfurt ağırlıkta gibi.

Malta'daki su markalarından Kristal Su ve San Michel Su

Malta’daki su markalarından Kristal Su ve San Michel Su

Malta’nın içme suları ise 2 litrelik pet şişelerde altılı paketler halinde satılıyor. Malta’daki en uygun fiyatlı içme suları San Michel ya da Kristal markalı suyun 2 litrelik pet şişelerde 6’lı paket halinde satılanı idi. Fiyatları ise 2 – 2.5 € arasında değişkenlik gösteriyor. Aroma ya da Nida gibi Türk firmalarının sularına da rastlamanız mümkün.

Gelelim ana yemeklere 🙂 Mutfakları biraz sınırlı ama yine de lezzetli diyebiliriz.

Burchetta yediğimiz en lezzetli başlangıçtı. Fırınlanmış ekmek üzerine taze sarmısak sirke küp domates, rendelenmiş parmesan peyniri ve feslepen ile hazırlanıyor. Oldukça iştah açıcı bir başlangıç diyebilirim.

Soppa tal-armla (Dul çorbası)

Soppa tal-armla (Dul çorbası)

Soppa tal-armla; ‘Dul çorbası’ olarak da adlandırılan, geleneksel olarak içinde sadece yeşil veya beyaz ürünlerin bulunduğu bir sebze çorbasıdır. Karnıbahar, ıspanak, hindiba otu, bezelye gibi malzemeler haşlanmış yumurtanın üzerine dökülüp, gbejniet peyniri ve bir parça ricotto peyniriyle karıştırılarak yapılıyor. Denenebilir bir lezzet. Fenek; Malta dilinde ‘tavşan’ demek. Tavşan yahnisi olan bu yemek bazı restaurantların spesiyalleri arasında yer alıyor. Bizim yediğimiz en lezzetli Fenek St. Julian’s’taki Gululu Malta restaurantında yapılıyor. Mönüsünde özellikle maltaya özgü yemeklere yer veriyor. Çoğu zaman bu yemek çeşidi domates, sarmısak ve şarap ile yapılıyormuş (Fenek Bit-Tewm U Bl-Inbid), et için çeşitli soslar kullanılıyormuş özellikle makarna sosları. Ayrıca makarnalara sos olarak tavşan yahnisi de kullanılıyor. Fenekin kızartması ve böreği de yapılıyormuş ama biz herhangi bir restaurantta denk gelmedik. Belki yerel halk evlerinde yapıyordur. Bilemiyoruz… Eğer damak tadınız tavşan etine uygunsa bu yemek oldukça lezzetli!

Bragioli (Beef Olives)

Bragioli (Beef Olives) © Sapphire Kim

Başka bir yemek çeşidi olan Bragioli sığır etinin yuvarlatılmış şeklidir. İçinde domuz eti, sirkeye yatırılmış baharat, yumurta ve ekmek bulunur. Ama garsona özellikle söylerseniz domuz eti koymayabiliyorlar. Yemek olarak önerebilirim. Sadece et yemekleri mevcut değil elbette 🙂 Vejeteryan olanlar için de lezzetli yemekler var. Kapunata sanırım bunların en bilineni. İçerisinde domates, zeytin, fesleğen, küp doğranmış yumurta, kapya ve kabak var. Ayrıca meşhur olan bir diğer sebze yemeği ise Ravjul, Malta’ya uyarlanmış ravyoli etsiz haliyle servise sunulur. İçerisinde ricotta peyniri bulunur ve üzerinde rendelenmiş parmesan ve maydonoz ileservis edilir.

Deniz ürünlerinin tamamı adada yaygın bir şekilde tüketilmektedir. Marsaxlokk tam bir balıkçı şehridir diyebiliriz. Tüm deniz ürünlerini buradaki restaurantlarda bulabilirsiniz. Mevsimine göre özellikle mürekkep balığını yemenizi tavsiye ediyoruz. Ama adada en çok tüketilen balık türü istavrit ailesinden Lampuka balığıymış. Elbette denedik 🙂 Denize karşı yemek bir harika oluyor. Tatlılara gelince Cinnabon (bizdeki waffle tarzı hamurlu bir tatlı. Üzerine süt reçeli ve çikolata sos dökülüyor. İçerisinde de tarçın ceviz var.), Helwa tat Tork (badem ezmesinden yapılır ve çok tatlıdır), Imqaret hamur çantası diyebiliriz ve içi hurma ile doldurulur. Paskalya döneminde özellikle yapılan tatlı çeşidi ise Figolli (bademli kurabiye). Tatlıları oldukça lezzetlidir, yemenizi tavsiye ediyoruz 🙂

Malta yeme & içme rehberliğimin sonuna geldim. Yazarken de yerken de oldukça iştah açıcılar emin olabilirsiniz. Afiyet olsun 🙂

Kaynaklar:

Görsel ©The Grand Hotel Excelsior, Valetta – Malta

Görsel ©Sapphire Kim

Yurtdışında İngilizce Hazırlık Okumak için Neler Gereklidir?

Malta’da Gezilecek 10 Yer

Avrupa’nın ve Afrika’nın tam ortasında yer alan, şövalyeler adası Malta, bugün cumhuriyetle yönetilen bir ada. Geçmişte birçok şövalyeye ev sahipliği yapan ülke, 3 büyük adadan oluşuyor: Malta, Gozo ve Comino… Bu yazımızda, bir yandan Malta’da dil eğitimi alırken diğer yandan gezebileceğiniz 10 yeri sıralıyoruz…

  1. Mdina (Sessiz Şehir)

Bir dönem başkentlik yapan şehir, en iyi korunmuş Ortaçağ ülkelerinden biri olarak, Unesco Dünya Mirasları listesinde yer alıyor. Daracık sokakları ve tarihi mimarisi ile sizi etkileyeceği kesin. Şehrin giriş kapısını görmeniz bile sizi eski zamanlara götürecektir.

Mdina

Mdina

  1. Üzüm Bağları

Bu tarih kokan ülkenin üzüm bağlarını ve şarap imalathanelerini görmeniz, sizin hem lezzetli şaraplar tatmanızı sağlayacak hem de şarap eğitimi alma imkanı sunacak. Siz de eğer şarap severseniz, Malta’nın gezilecek yerler listenizde, şaraphanelere yer vermelisiniz.

Üzüm Bağları

Üzüm Bağları

  1. Aziz John Katedrali

Dışarıdan bakıldığında sıradan bir katedrali andırsa da Aziz John Katedrali içine girildiğinde farkını gösteriyor. Maltalı Şövalyeler, dışarıdan bakıldığında zenginlikleri çok belli olmasın ve düşman çekmesin diye tüm şatafatı katedralin içine saklamışlar.

Aziz John Katedrali

Aziz John Katedrali

  1. Üst Kışla Bahçeleri

Malta’ya kadar gelip de Üst Barrakka Bahçeleri’ni görmeden dönmek çok büyük bir eksiklik olabilir. Malta’nın en güzel manzarasına sahip bu bahçe, dünyanın sayılı manzaralardan birine sahip.

Üst Kışla Bahçeleri

Üst Kışla Bahçeleri

  1. Malta Falconry Centre

Şahin avı denilmesine kızmayın, burada hiçbir kuşa zarar verilmiyor. Sizin bu eşsiz deneyimi yaşamaız için, size fırsat sunun Malta, kuş avı ve eğitimi konusunda ilkler arasında yer alıyor. Farklı türlerde kuşları görmek, dokunmak, sevmek ve kolunuzda konuşlanmasını isterseniz, burayı kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Çalışanlarının bu konudaki titizliği ve size yardımı, korkularınız varsa, silecektir.

Malta Falconry Centre

Malta Falconry Centre

  1. Aziz Mary Kilisesi

1571 yılında inşaatına başlanıp, sayısız büyük ustanın sanatını icra ettiği kilisenin iç mimarisini görünce hayran kalacaksınız. Kilise tarihi kokusu, eserleri ve büyüklüğü ile ünlü.

Aziz Mary Kilisesi

Aziz Mary Kilisesi

  1. Savaş Müzesi

En popüler müzelerden biri olan National War Museum, Birinci Dünya Savaşı ile İkinci Dünya Savaşı üzerinde yoğunlaşmış eserlere sahip. 1975’ten bu yana aktif olan müzede, yine tarih kokulu anlar geçirmeniz mümkün.

Savaş Müzesi

Savaş Müzesi

  1. Spinola Körfezi

Rengarenk teknelerler, bir çok kafe ve restoranta ev sahipliği yapan bu körfez de güzel bir akşam yemeği sonrası, kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Ya da Malta’nın efsane şaraplarını yudumlarken, bu manzara karşısında günün yorgunluğunu atmanız mümkün.

Spinola Körfezi

Spinola Körfezi

  1. Parish Church of Mellieha

Bu kilisenin yapımı, zamanında imkan olmamasınan dolayı, köylülerin yardımı ile ve bir çok zahmetle yapılmıştır. 1881-1898 yılları arasında inşa edilmiştir.  Mellieha ise Malta’nın küçük bir kasabası olarak tarihe geçmiştir. Şimdiler de 10 bini aşkın nüfusu ile, haritalarda yer almakta.

Parish Church of Mellieha

Parish Church of Mellieha

  1. Klasik Araba Koleksiyonu Müzesi

Araba tutkunuysanız bu müzeyi kesinlikle gezmelisiniz. Müze maalesef her gün açık değil ancak, açık günü yakaladığınızda 1920’lerden bu güne, arabaların ve motosikletlerin nasıl bir değişim içinde olduğu görmenize imkan sunuyor.

Klasik Araba Koleksiyonu Müzesi

Klasik Araba Koleksiyonu Müzesi

İngilizce Öğrenmek İçin 5 Neden

Dünya genelinde ebeveynler ve öğretmenler ‘İngilizce öğrenmenin önemini ‘’ çocuklara aşılamak için uğraşıyorlar. Tanıdık geldi mi ?

Fakat ne kadar iyi açıklanırsa açıklansın aslında tam olarak anlayamadığımız ortada. İşte ‘zar zor kazandıkları parayı’’ neden İngilizce öğrenimine harcamaları gerektiğini merak edenler için 5 süper neden:

1- Seyahat Amaçlı

Kabul etmek gerekir ki İngilizce dünyanın en yaygın ve en çok konuşulan uluslararası dilidir. Sonuç olarak, İngilizce bilmeden yapacağınız bir seyahat hayatınızı kabusa çevirebilir. Neredeyse her yerde yollar, havaalanları ve trenlerde yapılan işaretlendirmelerde İngilizce kullanılır. Ayrıca otel görevlileri, garsonlar gibi turizm ve hizmet çalışanlarının kullandığı dil anadilinizden çok İngilizcedir. İşte acı gerçek. Seyahat etmeyi seviyorsanız acilen bir İngilizce kursu almanız gerek.

2- İş İçin

Muhtelemen başarılı bir kariyer istiyorsunuz, değil mi ? Tabii ki öyle, hepimizi isteriz! Yabancı bir dili konuşmak size bu konuda kolaylık sağlayacaktır. İngilizce global bir dil olduğundan, eğer İngilizce bilmiyorsanız yabancı şirketler ya da turistlerle anlaşmak sizin için epey zor olacak. Günümüzde neredeyse tüm şirketler elemanlarının iyi derecede İngilizce bilmesini tercih ediyorlar.

3- Akademik Eğitim İçin

Dünyada akademik araştırmaların neredeyse %80’i İngilizce yayımlanır. İngiliz ve Amerikan Üniversiteleri dünyanın en iyilerinin arasındadır. Bu yüzden dünyanın dört bir yanından araştırmacılar teknolojik ve bilimsel araştırmalarını İngiltere ya da Amerika’da yayımlamak için can atarlar. Yani akademik bir gelecek istiyorsanız, İngilizce hayatınızda büyük bir yer kaplıyor. Amerika, Kanada, İngiltere veya Malta’daki İngilizce dil okulları sizi bütün IELTS sınavlarına hazırlar. Bu sınavda yüksek bir not almak, İngilizce eğitim veren herhangi bir üniversitede eğitim alma şansı verir.

4- İnternet İçin

İnternet sitelerinin çoğu İngilizcedir. İster şirketiniz için bir website açma amacında olun ister tek istediğiniz internette dolaşıp sosyalleşmek olsun İngilizce’nin size yardımı tartışılmaz bir gerçektir.

5- Kişisel Gelişiminiz İçin

Her şeyden önce şunu belirtmekte fayda vardır ki yabancı bir dil öğrenmenin beyne sağladığı yararlar oldukça fazladır. Bu şekilde beyninizin genelde uykuda olan kısmını kullanabilirsiniz. Yabancı bir dil öğrenmek sabır, zeka ve sosyal beceriler gerektirir ve bu becerileri geliştirir. Yabancı bir dil öğrendiğinizde bu becerilerinizi hayatın her alanında kullanabilirsiniz. Unutmayın; yabancı dil öğrenmek fazlasıyla eğlencelidir! Özellikle İngilizceyi farklı milletlerden gelen öğrencilerle birlikte öğreniyorsanız bunun hayatınıza çok şey katacağından emin olabilirsiniz.

Şimdi yavaş yavaş İngilizce öğrenmenin yararlarını anlamaya başladınız mı? Eğer gerçekten İngilizce öğrenmek ve İngilizcenin size sağlayacağı kolaylıklardan yararlanmak istiyorsanız hemen İngilizce dil okullarından bir kurs seçin ve hayatınızı değiştirmeye bugünden başlayın!