Engelberg, İsviçre (Görsel © İpek O. M.)

İsviçre’nin Pek Bilinmeyen Durakları

Neredeyse Avrupa’nın en küçük 15 ülkesinden biri olan İsviçre, küçüklüğüne rağmen gezginlere sayısız olanaklar sunuyor.

Bu küçük ama bir o kadar zengin ülkenin bir ucundan diğer ucuna gitmek çoğu zaman trenle 4 saati bulmuyor. Ancak buna her zaman aldanmamak gerekiyor. Özellikle ülkenin güneyine ve doğusuna hâkim olan Alp Dağları, çoğu yerde geçişi imkânsız kılıyor. İşte bu yüzden trenle Cenevre’den St Gallen’e gitmek 4 saat sürerken, kâğıt üzerinde çok daha yakın gözüken Lugano’ya gitmek 6 saat sürebiliyor.

Gland, İsviçre (Görsel © İpek O. M.)

Gland, İsviçre (Görsel © İpek O. M.)

İsviçre’yi gezmek için en iyi yöntem, hele bir de öğrenci iseniz hiç şüphesiz tren. Özellikle 25 yaşın altındaysanız ve gezmeyi seviyorsanız kesinlikle “Demi-tarif + Voie7” kartından edinmenizi tavsiye ederim. Bu kart sayesinde akşam 19:00’dan sabah 05:00’e kadar yapacağınız tüm tren yolculukları ücretsiz, geri kalan saatlerde yapacaklarınız ise %50 indirimli olacak. Bu durumda örneğin normalde Cenevre’den Zürih’e gidiş dönüş bileti 160 CHF ise, siz bu kart sayesinde 19:00’dan sonraki bir trenle Cenevre’ye dönerek bu yolculuğu sadece 40 CHF’a halletmiş olacaksınız. Güzel değil mi?

Peki İsviçre’de nereleri gezmeli?

Bu küçük ülkede herkesin zevkine göre bir yer bulmak mümkün. Gelin hep birlikte sizler için derlemeye çalıştığım, belki pek de gezi sayfalarının dikkatini çekmeyen ancak oldukça gözde olan yerlere bir göz atalım…

Engelberg, İsviçre (Görsel © İpek O. M.)

Engelberg, İsviçre (Görsel © İpek O. M.)

Kayakçılar için Engelberg

Elbette İsviçre deyince kayak merkezlerinden başlamamak olmazdı. Hangi birini saysam? Zermatt’ı mı istersiniz, Saas Fee’yi mi? St. Moris mi, Gstaad mı? Haydi şimdilik size Engelberg’i önereyim. Engelberg, Luzern yakınlarındaki bir kayak kasabası. Burada bebekler de dâhil olmak üzere herkese göre bir kayak pisti bulunuyor. Dilerseniz kayak okulundaki günlük derslere de yazılabiliyorsunuz.

Engelberg’de kaymanın yanı sıra yapabileceğiniz pek çok diğer aktivite var. Bunlardan biri de 3238 metrelik Titlis Dağı’nın 3050 metresine kadar teleferikle çıkmanız. Bu üç bin metreyi çıkabilmek için üç teleferik değiştirmeniz gerekecek ancak yukarıda manzara harika. Açık bir havada İtalya’ya kadar Alpleri görmeniz mümkün. Ayrıca bu kadar yükseğe çıkmışken Avrupa’nın en yüksekte bulunan asma köprüsü unvanına sahip Titlis Cliff Walk’dan geçmeyi de unutmayın! Uzunluğu 98, genişliği 1 metre olan bu köprüde yürürken ayaklarınızın altından 2000 metrelik boşluğu izleyeceksiniz.

Polisiye Severlere Reichenbach Şelaleleri

Dedektiflik öykülerine hele bir de Sherlock Holmes’e meraklıysanız, ne yapın edin yolunuzu Reichenbach Şelaleri’nden geçirin.

Sir Arthur Conan Doyle, İsviçre’ye yaptığı bir gezi sonrası pek beğendiği bu şelaleleri kitabına ekleyecek kadar değerli bulmuş, Holmes ve Moriarty karakterlerini ölümüne dövüştürmek için bu noktayı seçmiştir.

Şelalelerin bulunduğu Meringen kasabasına kadar gitmişken kasabaya adını veren bezelerden (Fransızca ‘Meringue’ sözcüğü ‘beze’ demektir) yeme ve Aare Kanyonu’nda hoş bir gezi yapma fırsatını kaçırmayın!

Sonbahar Tutkunları için Neuchâtel

Siz de benim gibi sonbaharın renklerine hayran olanlardansanız, bir sonbahar vakti Neuchâtel’e koşa koşa gideceksinizdir.

Juralara bakan Neuchâtel Kantonu’nda pek çok yürüyüş parkuru var. Bunlar arasında size tavsiye edebileceğim iki tanesi Areuse ve Creux-du-Van parkurları.

İlk parkur 7, ikinci parkur ise 5 saatte bitirebileceğiniz yollar; ancak endişelenmeyin parkura istediğiniz noktadan girebilirsiniz. Özellikle Areuse bir şahane. Sadece Champ-du-Moulin ve Boudry arasındaki 2 saatlik parkuru yürüseniz bile oldukça zevk alacağınıza eminim.

Le Musée Olympique, Lozan, İsviçre (Görsel © İpek O. M.)

Olimpiyat Müzesi, Lozan, İsviçre (Görsel © İpek O. M.)

Müze Severlere Lozan

Müze severlerdenseniz işte sizin için en ideal şehirlerden biri: Lozan.

Olimpiyat Müzesi olsun, tarih ve arkeoloji müzesi olsun pek çok müzeyi barındıran Lozan’da eylül ayında “Müze Gecesi” düzenleniyor. 20’nin üzerinde müzenin katıldığı bu etkinlik sayesinde gece 2’ye kadar müzeleri tek bir biletle gezebiliyorsunuz.

Bilimle İlgilenenlere CERN

Cenevre – Fransa sınırında bulunan CERN yani Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi’ne yapabileceğiniz birkaç tür gezi bulunuyor. Bunlardan ilki ve en basiti CERN bünyesinde bulunan 2 müzeyi gezmek. Bunlar; Microcosm ve Globe. Bu iki müzede hem teknolojinin nasıl ilerlediğini kronolojik olarak görebilir, hem de evrenin varoluşunu gösteren videoları izleyebilirsiniz.

Bu iki kısma ek olarak çeşitli gruplarla herhangi bir zamanda, rehber eşliğinde Atlas gibi araştırma merkezlerini ziyaret etmeniz mümkün. Bu turlar için ayrıntılı bilgiyi CERN’den alabilirsiniz. Yıl genelinde çarpıştırıcılar sürekli çalışıyor olduğundan yer altına inip ziyaret etme gibi bir şansınız genellikle olmuyor; ancak bazen çarpıştırıcıların soğutulmak üzere durdurulduğu oluyor. İşte bu gibi bir ana denk gelirseniz, yerin 100metre altına kurulu çarpıştırıcıları da görmeniz mümkün.

Cenevre’de bulunacağınız zaman bu etkinliğin düzenlenip düzenlenmediğini öğrenmek için ‘CERN Open Day’ etkinliklerini internetten kontrol edebilirsiniz.

“Yola bir çıktım mı, her yeri göreyim isterim” diyenlere, Leman Turu

İsviçre ve Fransa’nın en büyüğü Leman Gölü, çevresinde gezilecek pek çok nokta bulunduruyor ve bu noktaların hepsine trenle ulaşım hem çok rahat, hem de aralarındaki mesafeler oldukça kısa. Elbette belirtmem gerekir ki Leman Gölü’nün yarısı Fransa tarafında ve bu kısma ne yazık ki trenle gitmek pek mümkün değil.

İster Lozan’daki müzeler size yetmediyse Vevey’de de bir mola verip Fotoğraf, Beslenme veya Oyuncak Müzelerine uğrayın, ister Montrö’ye gidip Freddie Mercury heykeline selam çakın (ayrıca yaz aylarında düzenlenen Jazz Festival’i de unutulmaması gerekenlerden), ister Chillon’a gidip Chillon Kalesi’ni gezin; bir günden fazlasına yetecek bir tur olacaktır.

Not: Tüm görsellerin telif hakları İpek O. M.’ye aittir.