Yazılar

İngiltere Eğitimde Amerika’dan Daha mı Pahalı?

İngiltere’deki okul ücretleri gerçekten pahalı ama Amerika’daki kadar değil.

Ya da bu basmakalıp kurulan cümlelerden biri.

Ya da bu düşünce Harvard $60,000 ya da Yale $48,000 gibi uç miktarda ücretlere sahip üniversiteler yüzünden mi kaynaklanıyor?

Daha geniş bir perspektifle California Üniversitesi (Amerika) ile Lancashire Üniversitesi (İngiltere) karşılaştırmasına baksak?

Lancashire Preston’da, California Üniversitesi ise Los Angeles’ta dünyanın en iyi 20 üniversitesi içinde bulunuyor.

Preston vs. Los Angeles

Lancashire Preston’da bulunup yıllık ücreti £9,000, California Üniversitesi’nin yıllık ücreti $13,251 yani £9,350 kadardır ki bu da ücretlerinin hemen hemen aynı olduğunu gösterir.
Doların yükselip Sterlin’in yükselmesinin öncesinde California ucuz bile sayılabilirdi.

 

Washington Üniversitesi vs. Wolverhampton Üniversitesi

Peki Washington Üniversitesi ile Wolverhampton Üniversitesi’nin ücretlerini karşılaştırdığımızda, Washington daha mı ucuz çıkacak dersiniz?

Washington Üniversitesi’nde okul ücreti yıllık $11,839 (£8,354) iken Wolverhampton ya da İngiltere’deki diğer üniversitelerde £9,000’dur.

Amerika’daki devlet üniversitlerinin ortalama ücretine $9,410 (£6,610) diyebiliriz.

Peki Arada Bu Kadar Fark Yokken, Pahalılık Sonucu Nereden Çıkıyor?

New York temelli Uluslararası Eğitim Enstitüsü’nden Peggy Blumenthal bu durumu Amerika’nın yüksek öğretim kurumları için büyük bir yanlış anlaşılma olarak gördüğünü ifade ediyor.
“Okul ücretleri değerlendirildiğinde büyük bir çeşitlilik gözlemleniyor,” diyor. Pratikte de Amerika’daki okulların ücretlerinin bir çoğu İngiltere’deki ve Avrupadaki okullarla kıyaslanabilir düzeydedir.

Amerikan yüksek eğitimin lokomotifi sayılan devlet üniversiteleri iki katmanlı bir ödeme sistemine sahiptir, dolayısıyla Amerikalı öğrenciler dışarıdan gelen uluslararası öğrencilere nazaran daha az para öderler.

Ve de devlet üniversitelerinde, çoğu öğrenci ekstra masraftan kaçınmak adına evde kalmayı tercih ederler.

 

ingiltere vs amerika okul ücretleri

Günümüzde öğrenciler için aile yanı olsun, özel yurt olsun pek çok konaklama imkanı sunuluyor.(Görsel ©Priya.Chauhan)

Konaklama Ücretleri

Genelde diğer bir karışıklığa neden olan konu da Amerika’daki üniversiteler ücretlerini yayınladıklarında okul ücretlerinin içine konaklamanın da dahil olduğu yatak ve yemek fiyatlarını da eklerler.

İngilteredeki aileler yaşam ve konaklama masraflarını, okul ücretinden ayrı bir şekilde ödeme konusunu düşünerek kendilerini avuturlar.

Amerika’daki ücretler korkunç derecede yüksek görünse de, Ms Blumenthal’in da dediği gibi “Çoğu Amerika’lı okul ücretinin tamamı olan parayı ödemez. Amerikan üniversiteleri başlangıcından itibaren ücretlerinde bir çok indirim uygular. Öncelikle üniversiteyi kazandığınıza dair bir başarı mektubu alırsınız ve finansal desteğe sahip olacağınız için size bir sürü kredi ve burs veririz,” diyor. Aynı zamanda kampüs içindeki çalışma olanaklarının olması da bu paranın ödenebilir olmasını kolaylaştırır.

Başka bir faktör de Amerika’daki üniversiteler 4 yılken, İngiltere’dekiler 3 yıldır ve bu Amerika’daki üniversitelere göre ekstra 1 yıl daha ödeme gerektirdiğini gösterir.

 

ingiltere vs amerika okul ücretleri

İngiltere mi, Amerika mı üniversite eğitimi ve ücretleri olarak daha pahalı? Fark yaratan etmenler neler? Yoksa aralarında bir fark yok mu? (Görsel ©seniorliving.org)

Daha fazla ya da daha az?

Peki bu ücretler nereye kadar gidecek, artacak mı azalacak mı?

İngiltere üniversite ücretlerinin £9,000 üzerinde olabileceği konusunda sinyaller vermeye başladı. Üniversiteler şimdiden, öğrencilerden daha fazla ücret almaları konusunda zorlanmaya başlandı bile.

Amerika’da ise tartışmalar üniversite ücretlerinin nasıl düşürüleceği konusunda yani tam aksi yönde ilerliyor. Trilyon dolarlara ve üzerindeki rakamlara ulaşan öğrenci üniversite borçlarının giderek ve önlemez şekilde arttığı gözlemleniyor.

Başkanlık seçimlerinde, Demokrat adaylar, üniversite ücretlerinin daha ödenebilir hale gelmesiyle ilgili uğraşmaya devam ediyor.

Hillary Clinton ‘Yeni Üniversite Sözleşmesi’ ile öğrencilere ekonomik destekte bulunacağı konusunda sözler veriyor.

Bernie Sanders ise bu desteği arttırıp, devlet üniversitelerinin tamamen ücretsiz yapılacağını ve Almanya’da uygulanıyorsa Amerika’da da uygulanabilir olabileceğini vurgulayarak sözlerine devam ediyor.

“Maaşlarının azalmasından ötürü, orta-sınıf ailelerin fazladan harcayacak geliri yok,” diyor Ms Blumenthal.

Orta Sınıflar Aileler

Bir çocuğu Amerika’da üniversiteye gönderme hayalinin genelde ekonomik kabuslarla sürdüğünü söyleyebiliriz.

“Eğer orta-sınıf bir aileyseniz ve üniversiteye aynı anda göndereceğiniz iki ya da üç çocuğunuz varsa üniversite ücretlerini ödemeniz imkansız.”

Üniversiteler, kimi hedeflediklerini gizleme gereksinimi duymaksızın bu arada kalmış orta-sınıf ailelere yardımda bulunma teklifi sunuyor.

Üniversite ücretlerinin Amerikan öğrenciler için $13,342 (£9,400) olduğu Berkeley, California Üniversitesi ‘Middle Class Access Plan’ını açıkladı. Bu teklif, geliri yıllık $80,000 ile $150,000 arasında olan zengin gelirli ama nakit yönünden fakir ailelere finansal destek sunuyor.

 

ingiltere vs amerika okul ücretleri

E-Learning’in de denilen uzaktan eğitim son günler de oldukça popüler (Görsel ©Juhan Sonin)

Ücretleri düşürmek adına teknolojiyi kullanmak

En iyiler arasında sayılan özel üniversiteler de üniversite ücretlerinin düşürülmesi gerektiğinin farkında.

Stanford Üniversitesi rektörü John Hennessy “Üniversite borçları bu zamana kadar arttığı şekilde artmaya devam edemez. Gelir düzeyine göre geri ödeme planın olsun ya da başka bir yol olsun bu soruna bir çözüm bulacağız” diyor.

Online teknolojinin üniversite ücretlerini azaltabileceğini de ifade etmiştir. Kampüste vakit harcamak yerine, internet ortamından derslerin videolarını takip etme yöntemi buna örnek verilebilir.

Öğrenciler, üniversite ortamında vakit geçirme deneyiminden herhangi bir şekilde feragat etmek istemedikleri için online derse en çok karşı koyan taraf aynı zamanda.

Fransa’da INSEAD İşletme okulunun araştırmalarına göre Amerika’daki okulların başarı sıralamalarında azalma olduğunda, üniversite ücretlerini azaltmak yerine artırma yoluna gittikleri gözlemlenmiştir. Bu durum ‘Chivas Ragal strategy’ ile açıklanabilir, bir ürün ücreti arttırılarak satışı ve popülerliği artırılır.

Ortalamaya bakılıdğında, Amerikadaki üniversiteler herhangi bir gelişme göstermemiş olmarına rağmen son 30 yılda üniversite ücretlerini %500 arttırmış durumda.

Amerika ve İngiltere’deki üniversitelerin farkları bir tek bunlar değil.

İngilteredeki ücretlerin hemen ödenme şartı bulunmuyor. Okul ücretlerinin geri ödemesi ancak öğrenci £21,000 üzerinde para kazanmaya başladığında alınıyor ve 30 yıl sonrasında bu borçlar silinebiliyor. Aynı şekilde İngiltere, Büyük Britanya’nın geri kalanıyla aynı sistemi yürütmüyor. İskoçya’da üniversite ücreti bulunmezken, İrlanda’da bu ücret £3,800 civarındadır.

Eğitimin sisteminindeki kompleks problemleri çözme üzerine yoğunlaşan Million+ grubub başkanı Pam Tatlow, uluslararası alanda baktıklarında üniversite ücretlerinin nasıl ödeneceği konusunda hiçbir şeyin kalıcı ve kesin olmadığını ifade ediyor.

Amerika’da LLM Rehberi

Amerika’da hukuk okumak diğer birçok ülkeye göre farklılık göstermektedir. Öncelikle olarak, en basitinden bir hukuk mezunu olmak istyorsanız Juris Doctor denilen ‘JD’ bitirmeniz gerekiyor. Diğer ülkelerden farklı olarak JD bir yüksek lisans programıdır ve yalnızca herhangi bir alanda lisans diplomanızın olması JD yapmanız için yeterlidir. Diğer meslektaşlarınızla kıyasladığınızda J.D. yapan öğrenciler Amerikan Hukuk sisteminin temelini oluşturan zorunlu temel dersleri de almak durumunda kalırlar. Okulların kendi işleyişlerine göre değişiklik gösterse de, LLM’de Seminar Courses denilen sizin daha çok çaba sarf etmeniz gereken dersler açılabilmektedir.

İkinci olarak, Amerikan hukuk eğitimi, örneğin Medeni Hukuk için uygulanan geleneksel eğitimin yanında öğrencinin derse katılımının önemli olduğu ders içeriklerine sahiptir. Bilimsel araştırmalar üzerine çalışmak yerine, Amerikan hukuk okulları gerçek davaların işleyişini ve sonucunu çalışacağınız ‘dava methodu’ (case method) üzerinden giderler. Aynı zamanda, bazı hocalar öğrencilerin doğru cevaplara ulaşabilmelerine yol göstermek adına, ardı ardına soru sordukları ‘Socratic Method’u da kullanabilirler. Dolayısıyla öğrencilerden verilen okumaları önceden çalışmış olması ve dersteki tartışmalara katılması beklenir. Hatta çoğu hoca derse katılımı dersin ana etmeni olarak sayarak final notunun yerine dahi geçirebiliyor.

 

Amerika’da yüksek lisansta başarılı olmak isteyen öğrencilerin, hızlı İngilizce okuma yapmak ve İngilizce metinleri iyi anlamak üzerine çok da stres yapmalarına gerek yoktur. Birçok yabancı arkadaşımın en büyük problemi derslerdeki okumaları yetiştirmek üzerine olsa dahi derste yapacağınız 15 ile 60 sayfa arasında değişen okumaları takip etmektir.

 

Amerikan hukuk dersleri ya normal ders (lecture courses) tadında veyahut da bir seminer (seminar courses) havasında geçer. Deniz Hukuku ya da Kanunlar İhtilafı gibi özel dersleri içeren Lecture Courses yaklaşık olarak 15 kişilik sınıflardan; Teminat İşleri ve Şirketler hukuku gibi derslerde de yaklaşık 60 kişilik sınıflara kadar değişiklik gösterir. Genellikle J.D. öğrencilerinden oluşan Lecture Courses dersleri çoğunlukla ‘Socratic Method’ ile öğretilir ve Lecture Courses’da dönem sonundaki notunuzu belirleyecek tek bir sınav olursunuz. Alınan kurstaki öğrenci sayısı arttıkça bu dersi veren öğretmenin de ikinci derece profesör sayılan herhangi bir avukattan ziyade full-time çalışan bir fakülte üyesi olma ihtimali de artar.

Diğer bir yandan, Seminar Courses dediğimiz dersler daha az öğrenci ile işlenir ve daha özel konulara yoğunlaşılacak şekilde görülür. Dolayısıyla, Lecture Courses’a göre okumaları daha uzundur ve öğrencilerin derse daha aktif katılması beklenir. Seminar Courses bir final ödevine ya da kendinizin yaptığı bir araştırmanın sunumu ya da hazırlığı üzerinden notlandırılabilir. Bazı hocalar araştırma projelerini not adına direkt kabul edebiliyorlar.

Araştırma ve yazma, Amerika’da hukuk yüksek lisansı yapmanın esas etmeni sayılır. Seminar Courses için yazacağınız kısa yazıların yanında bazı okullar belli bir uzunluktaki yüksek lisans tezini bitirmeyi şart koşmaktadırlar.

 

Tez kısmı yüksek lisansın en zor ve zamanınızı harcayacak kısmı sayılabilir. Bu yüzden aklınızda önceden bir fikrin olması ve okuduğunuz dönem ya da dönemler boyunca bunun üzerinde çalışmanız işlerinizi kolaylaştırabilir.

Amerikada LLM Rehberi

Tez yazarken internet büyük kolaylık sağlasa da, hukuk kitapları en büyük yardımcınız olacak (Görsel ©Paige)

Öğrenciler yüksek lisans tezlerini her daim tavsiye vermeye hazır bir hocanın yardımıyla hazırlarlar. Yüksek lisans tezi LLM için oldukça temel bir yere sahip olduğundan dolayı daha özel bir alanda tez yazmak isteyen öğrencilerin önceden okul kaynaklarının kendileri için yeterli olup olmadığına bakması ilerleyen zamanlarda işlerine yarayabilir. Çünkü, bir yandan tezini oluşturup bir yandan da kısıtlı imkanlardaki bir kütüphaneden bilgi çıkarmaya çalışmak pek de kolay değildir. İnternet dediğimiz derya uluslararası hukuk araştırmalarını hatırı sayılır bir şekilde basitleştirse de, iyi donanımlı bir hukuk kütüphanesinden yararlanmak bütün işlerinizi daha kolay halletmenize yardımcı olacaktır. Tezinizi hallettiğinizde birçok LLM öğrencisi gibi önce tezinizi bir gözden geçirip sonrasında bir Amerikan hukuk dergisinde yayınlamaya gönderirsiniz.

Amerikada LLM Rehberi

Zorlu ama iyi hazırlandığınız bir tez süreci sonrasında diplomanıza kavuşacaksınız (Görsel ©smulawschool)

Final sınavları her ne kadar hoşa gitmese de tamamlaması zorunlu olan kısımdır. Genel hukuk okullarında, final sınavları çoktan seçmeli soruların yerine üzerine yazılar yazmanız gerekecek soruları içeren sınavlar olacaktır. Tipik final sınavı her biri bir saat sürecek şekilde 3 sorudan oluşan bir sınavdır. Her bir soru belli bir doğru kalıbından çıkar ve size yazınızda bahsetmeniz gereken konuyla ilgili daha özel bir soru sorar. Bu sınavlar genelde derslerde işlediğiniz konularla uyumlu ve anlamlı olacak şekilde karşınıza çıkar. Bazı hocalar sınavlara elinizde kendinize ait notlarla girmenize izin verirken bazıları da herhangi bir kitabı yanınızda bulundurmanız gerekmeyen sınavlar yapabilirler. Hocalar dersle ilgili kurallarını ve sizden ne beklediklerini en başta açık bir şekilde ifade ederler. Dolayısıyla, sınavlarda bu kurallardan herhangi birine uymamanız oldukça büyük bir suç olarak görülür ve okulun ahlak kurallarına aykırı hareket etmek olarak sayılır. Sınavların her birinin süresi önceden bellidir ancak bazı okullar kendi ana dili İngilizce olmayan uluslararası öğrenciler için ekstra zaman vermeye müsaade etmektedirler. Tekrarlamak gerekirsek, hukuk İngilizcesinde okuma ve yazma becerilerini geliştirmiş olmak Amerikan hukuk okullarında başarılı olmanın anahtarıdır. Amerikan hukuk sınavlarından bazı örnekler görmek adına S.M.U Hukuk bölümü Profesörü Peter Winship’in koyduğu sınavlara bu siteden göz atabilirsiniz.

Amerika’da ve Türkiye’de Üniversite Eğitimi Karşılaştırması

Amerika’da üniversite okumak hepimizin hayali. Peki burda sahip olduğumuz imkanlarla orayı kıyasladığımız zaman karşımıza neler çıkabileceğini biliyor muyuz? Eğitim imkanları ve konaklama seçenekleri takdir edersiniz ki oldukça farklı. Peki bu farklılar neler ve bu farklılarla geçirilecek bir üniversite hayatını gerçekten istiyor muyuz?

Eğitim

Hani hep derler ya “Bizim bu ezberci eğitim sistemi ne olacak?” diye… 15 senelik eğitim hayatımda başka bir sistem bilmediğim için her zaman bu ezberci sistemin nasıl bir şey olduğunu merak etmişimdir, ta ki Amerika’ya gidene kadar. Üniversitelerimizin durumunu toplu bir şekilde ele alırsak matematik olsun sosyal bilim olsun, okullarımızda her bir dersin bir kitabı vardır ve hocalarımız da o kitabı harfi harfine takip ederek bize kitapta ne varsa onu anlatırlar. Halbuki kitap zaten elimizdeyken kitabın kendisini bize anlatmasının ne anlamı var, işte biz de orasını bilmiyoruz. Ancak tam zıttı olarak Amerika’da şahsen deneyimleyen biri olarak hocaların elinde genel olarak takip etmeyi plandığı düzende bir veri olması için önerdikleri bir kitap vardır ancak derste işledikleri konuları kitaptan takip etmenize imkan yoktur. O derslere gitmeniz, katılmanız, anlatılanı dinleyip önerilen kitaplardan da destek alarak öğrenmeniz gerekir. Tam bu noktada bir aydınlanma oluyor ve diyorsunuz ki “Demek bundan biz, ne verilirse ezberliyormuşuz ve de öğrendiklerimiz masaya düşen bir toz gibi en ufak bir rüzgarda uçup gidiyormuş.” diye.

Üniversiteye kabul sürecini göz önüne aldığımızda da bir çok farklılıklar ortaya çıkıyor. Bizler Türkiye’de daha lisede hangi alanda okuyacağımıza karar verirken, onlar üniversiteye girdikten bir sene sonraya kadar bile hangi bölümü okuyabileceklerini seçebiliyorlar. Aynı şekilde sınava hazırlık sürecini de düşündüğümüzde, Türkiye’de genel (YGS) ve alan (LYS) sınavlarından sonra elde ettiğimiz puan bir üniversiteye giriş için yeterli iken; Amerika’da SAT ve sonrasındaki alan sınavlarınızla birlikte neden o okula gitmek istediğinizi, o okulu hakedecek hangi başarılara sahip olduğunuzu kanıtlamanız gerekir. Sonuçta, gene Amerika’da üniversite okumak daha zorlu ve bir o kadar da değerli.

Amerika'daki üniversite amfilerinde bir yandan yemeğinizi yiyip bir yandan da anlamadığınız soruları sorabilirsiniz.

Amerika’daki üniversite amfilerinde bir yandan yemeğinizi yiyip bir yandan da anlamadığınız soruları sorabilirsiniz.

Sınıf ve ders işleme ortamlarını göz önüne aldığımızda da eğitim sistemi gibi ders ortamınında da farklılıklar görüyoruz. Hala bir çok üniversitemizde sınıftaki dersler lisedeki ortamı aratmadığı, rahatça oturamadığınız, genelde soru sormaya korkar hale geldiğiniz dersliklerde bulunurken; Amerika’da amfilerde, isterseniz ayakkabılarınızı çıkarıp serilebileceğiniz, gerekirse yemeğinizi yiyip bir yandan da anlamadığınız soruları sorabileceğiniz bir ortam sizi bekliyor.

$45.280

Harvard Üniversitesi

46.200

Koç Üniversitesi

< Amerika vs Türkiye >

Ancak bu güzel eğitim sisteminin de malesef bir bedeli var. Çünkü ülkemizde olduğu gibi Amerika’da da ücretsiz lisans ya da yüksek lisans yapma gibi olanaklarınız bulunmuyor. Harvard gibi Amerika’nın en iyi okullarından birinde $45,280 ya da Brighman Young University’de $50,000 gibi bir fiyat aralığında okuyabiliyorken, Türkiye’nin en iyi okullarından biri olan Boğaziçi Üniversitesi’nde ücretsiz okuyabilirsiniz. Özel okullarımızla dahi kıyasladığımızda en pahalı bölümüyle Koç Universitesi Tıp bile 46,200 TL ücretiyle Amerika’nın rakamlarını geçemiyor. Ancak iyi tarafından bakarsanız, Amerika’daki ücret aralığı geniş olduğu için kendinize finansal olarak uygun bir okul bulduğunuzda Türkiye’deki üniversitelerden daha iyi bir eğitim alma imkanına sahip olacaksınız.

Konaklama

Üniversite’de yaşayacağımız ortam da en az okulun eğitimi kadar önemli. Türkiye’de devlet okullarının da özel okullarını da çoğu size yurt imkanı sağlar. Devlet yurtları; genel ve yarı özel yurtlar olarak ikiye ayrılıyor ve 130 TL’den 228 TL’ye kadar değişen fiyatları var. Aynı şekilde okulların da kendi yurt imkanları var ancak bu yurtların kapasiteleri biraz sınırlı olduğu için yurtlarda, kampüse uzaklık, ekonomik durum gibi kriterlere bakıyorlar. Yurtların; imkanlarına göre, bulunduğu ile, ve okuluna göre de fiyatlar değişiyor. Mesela Boğaziçi Üniversitesi’nde ortalama iki kişilik bir oda aylık 350TL civarındadır.

Amerika’ya baktığımızda da ise kampüs içinde ya da kampüs çevresinde yaşayabilme imkanınız var. Fiyatları da gene okula, okulun bulunduğu eyalete ve odada kalan kişi sayısına göre değişiyor. Mesela, Boston University’de de yazın iki kişi 1,5 ay kalacağınız yurda $1,300 ödersiniz. İmkanlar aslında her iki tarafta da bol ancak Amerika’nın konaklama ücretleri okul ücretlerinde de olduğu gibi daha fazla. Aynı şekilde üniversite uzun soluklu bir süreç olduğu için, okul civarında oda kiralamanız muhtemel ki bu başka insanlarla da tanışma fırsatı bulmanız açısından her iki ülkede de işinize yarayacaktır.

Sonuç olarak, Türkiye’de de Amerika’da da üniversite eğitiminin artı ve eksi yönleri var. Ücretlerini göz ardı edersek Amerika’da geçireceğiniz 4 yıllık bir lisans dönemi, geleceğinizi ister orada ister burada daha sağlam taşlarla kurmanıza yardımcı olacaktır; dünya çapında konuşulan bir dile hakim, sizlere daha çok imkanlar sağlayacak bir ülkede -Amerika’da- çalışma fırsatları, Türkiye’yle kıyasladığınızda artacak olan bir geliriniz. Gidin, görün, eğlenin ve öğrenin!