Yazılar

Londra’yı Londralı gibi yaşayın!

Dil eğitimi almak için İngiltere’yi seçtiniz ve şehir olarak İngiltere’nin kalbi Londra’yı tercih ettiniz. Anadilinin İngilizce olmasının yanı sıra kültürel açıdan oldukça zengin bir şehir olan Londra’da yerli halkın tüm gün Harrods’ta alışveriş yapıp Big Ben civarında takılmadıklarını biliyoruz. Bu nedenle dil eğitimi alacağınız şehirde bir turist gibi değil ‘Londoner’ gibi yaşayabilmek için biraz ipuçları verelim:

İngiltere İngilizcesi

Amerika İngilizcesi ile farklılıklar bulunan İngiltere İngilizcesinde bazı ufak kelime bilgileri ile dili bir engel olmaktan kurtarabiliriz.

Plaster: Alçılamak anlamı yerine yara bandı anlamında kullanılmaktadır.

Jumper: Bir erkek ‘jumper’ ihtiyacım var dediğinde onun elbise giydiğini değil sadece kazak istediğini anlamalıyız.

College: Yine amerika’dan farklı olan eğitim sistemiyle Kolej Üniversite değil liseyi ifade etmektedir.

Diary: Günlük anlamında değil planlar ve gündemler anlamına gelmektedir.

Kahve molası

Bilindiği üzere İngilizler kendi çaylarını kahveye tercih etmekte, söz konusu kahve olduğunda ise kahvenin yerini latte ve cappuccino almaktadır.

Gündemi kaçırma

İngilizler günlük olayları takip ederler ve her işeyin farkındadırlar. Eğer bir ingilizle diyalog kurmak istiyorsanız mutlaka elinize bir the Guardian veya the Telegraph alıp okuyun ya da satın almak istemiyorsanız metro gibi ücretsiz gazetelerden de faydalanabilirsiniz.

Sessizliği koruyun!

İngilizler huzurları ve sessizliklerini çok önemseler ve özellikle tube’larda çok sessiz olurlar. Kültürlerine saygılı olun ve etrafınızdaki onlarca insan gibi gazete ya da kitap okuyarak yolculuğunuzu huzurla yapın.

Hep metro hep metro olmaz arada otobüs kullanın!

Genç Londoner’lar otobüleri metroya tercih etmektedirler. Hem daha ucuz hem de şehri daha güzel görebileceğiniz otobüs yolculukları paranızı korurken şehri tanımanıza yardımcı olacaktır.

Londrayı Londralı Gibi Yaşayın!

Big Ben, Londra

İngiliz mizahı!

İngilizler kendilerini küçümseyen mizahtan hoşanırlar ve arkadaşlarıyla ve kendileri ile alay ederek iletişim kurabilirler. Lütfen bunu kişisel algılamayın ve eğlencenin tadını çıkarın.

İngiliz gibi alışveriş yapın!

Eğer bir londoner gibi alışveriş yapmak istiyorsanız alışveriş için Harrods’a gitmeyin. Londra’da onlarca market vardır gidebileceğiniz ve buralarda gardrobunuz için eşsiz parçalar bulabilirsiniz. Eğer hangi markete gitmeniz gerektiğine karar veremiyorsanız. Marketlerle ilgili ufak bilgiler şu şekildedir:

– Spitalfields: Genellikle el yapımı giysi ve aksesuarlar
– Covent Garden: Mücevherler, giysiler, antikalar ve eşi olmayan el yapımı parçalar
– Camden: Aksesuarlari Giysiler, yiyecekler ve diğer marketlere göre daha fazla alternatifli bir market.
– Borough: Yemek, yemek ve çok yemek!

London Eye, Londra

London Eye, Londra

Turist olmayı unutmayın!

Her ne kadar bu güzel kültürün içerisinde yerli gibi olmak iyi hissettirecekse de turist olmanın güzelliklerini de kaçrımayın. Bir çoğu ücretsiz olan onlarca müze, London Eye, Tower of London mutlaka görmeniz gerekenlerden. Sırt çantanızı alın ve şehrin, turistliğin tadını çıkarın!

İngiltere’de dil kursu almanın avantajları hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

Çocuğunuzu yaz okuluna göndermeniz için 10 neden

Çocuğunuzun İngilizce öğrenmesini ya da mevcut İngilizcesini geliştirmesini istiyorsunuz önünüzde de 3 aylık koca bir tatil, onları İngilizce yaz okullarına göndermek onlar için yapabileceğiniz en iyi şey.

Ama çocuklarınızı yaz okullarına gönderme nedenleriniz bununla sınırlı değil.

1) Çocuklarınıza farklı bir ülkeyi tanıma fırsatı verin!
Çocuğunuz için İngilizceyi öğrenmenin en iyi yolu kendisini o dilin konuşulduğu atmosferde hissettirmek. Sokaktaki insanlarla konuşmak, yol tarifi sormak, tabelalar, yemek sipariş etmek… Kısacası İngilizce konuşmaktan kaçamayacağı bir atmosfer.

Bununla beraber o ülkenin zenginlikleri, kültürel farklılıkları da çocuğunuzda bir merak oluşturacak. Merak ilgiyi, ilgi de bilgiyi oluşturuyor. Unutmayın ki yabancı dil futbol oynamak gibi bir noktadan sonra sevdiğiniz için mi iyi konuşuyorsunuz yoksa iyi konuştuğunuz için mi seviyorsunuz bilmek zor.

2) Çocuklarınıza öz güven aşılayın!
Yurtdışı yaz okullarının en önemli faydalarından biri de çocuklara ve gençlere öz güven anlamında katkıda bulunmasıdır.  Öğrencilerin özellikle tematik oyunlarla liderlik vasıfları, grup çalışması kabiliyetleri, kendilerini ifade yetenekleri geliştirilir.

Bunu kimi zaman atölye çalışmalarıyla, kimi zaman kampüs içi gruplara ayrılıp oyunlarla konunun uzmanı olan animatörler sağlar.

3) Yaratıcılıklarını destekleyin
Yaz kampları öğrencilerin kendilerini keşfetmelerine olanak sağlar. Dahası aktiviteler ile yeteneklerini ve yaratıcılıklarını ortaya çıkarır. Günümüzde müzikten heykele, basketboldan tenise bir çok alanda dersler içeren yaz okulları mevcuttur. Öğrencilerin gelişimlerine destek olmak için ilgileriyle, hobileriyle en uyumlu program seçebilirsiniz.

4) Adaptasyon yeteneklerini arttırın, yeni koşullara uyum
Gerek iş dünyası gerekse sosyal hayatta sınırların alt üst olduğu bir zaman yaşıyoruz. Her koşula adapte olabilen, durumunu analiz edip hızlıca uyum sağlayabilen insanlar en başarılı insanlar.
Gençler için de sizin imkanlarınıza, onlar için sunduğunuz muhteşem şartlar dışındaki dünyaya da adapte olabilmelerine, bu yeteneği küçük yaşlarda kazanmalarına olanak sağlayın.

5) İletişim yeteneklerini geliştirin
Başta yabancı dil olan İngilizce olmak üzere çocuklarınızın iletişim becerilerini desteklemek elinizde. Kamptaki yabancı oda arkadaşından aktivitedeki animatörüne,  yemekhanedeki görevliden sokakta yol tarifi sorduğu kişiye kadar herkes çocuğunuzun iletişimine katkı sağlayacak.

6) Muhteşem hatıralar
Çocukluk döneminde yaşanan bu güzel serüven muhteşem hatıralarla çocuklarınızın zihinlerini süsleyecek. Yurtdışı ve gittiği ülke ile ilgili bağlarını diri tutacak.

7) Kalıcı uluslararası dostluklar
Öğrencilerin bir çoğu İngilizce yaz okullarında edindikleri arkadaşlıklarını sosyal medya ve internet aracılığı ile devam ettiriyor. Siz ne derece farkındasınız bilmiyoruz ama çocuğunuz telefonunu ya da ipadini eline alıp kamp arkadaşıyla yazışmaya, görüşmeye devam ettiği sürece İngilizce eğitimi devam ediyor.

Örneğin çocuğunuzun bir sonraki sömestre tatilinde İngiltere yaz okulundan arkadaşını ziyarete İsviçre’ye gitmesi sizin de yüzünüzü güldürecek.

8) Aktif çocuklar, aktif zihinler
İngilizce yaz kamplarını sadece İngilizce dersi verilen programlar olarak düşünürsek biraz haksızlık etmiş oluruz.  Gençler belirli bir yatış kalkış saatine, aktivite takvimine riayet ederek tüm günü (ki İngiltere’de hava ortalama 22:00 de kararıyor) dolu dolu geçirecekler.

Dolu dolu geçirilmiş, ben buna yatağa yorgun giren çocuğun mutluluğu diyorum, her gün onların hem fiziksel hem ruhsal kondisyonunu arttıracak.

9) Yeteneklerini geliştirmelerine destek olun!
Uzmanlara göre en iyi öğrenme metodu nasıl öğrendiğinin farkına varmadan öğrenme. Bu sebepten bütün eğitim dünyası oyun ile öğrenme, Finlandiya modeli gibi başlıkları konuşuyor.

Yaz kamplarının en önemli unsurlarından birisi çocukların oyunlar ve aktiviteler ile öğrenmesi ve pratik yapması. Diğer taraftan belki farkında bile olmadığınız yetenekleri aktiviteler içerisinde keşfedilecek var olanlar ise gelişecek.

Öğrenciler en fazla  topluluk önünde konuşma, tiyatro, resim ve müzik alanındaki yeteneklerini geliştirme fırsatı buluyorlar.

10) Teknolojisiz alan
Aslına bakarsanız tüm dünyanın ortak sıkıntısı bu birbirimize, insanlara vakit ayıramayışımız. Daha doğrusu bunu yüz yüze yapamayışımız. Çocuklarınızın çocukluğunu yaşayabileceği bir kamp ortamı onlara gerçekten iyi gelecek.  Birbirlerini tanımalarına, paylaşarak öğrenmeleri için çok güzel bir fırsat.

Nedenleriniz ister yukarıdakilerden biri olsun  ister başka sebepler, imkanlarınız doğrultusunda çocuklarınızı göndereceğiniz İngilizce yaz okulları onlara hayatları boyunca kalıcı güzellikler sunacak. Umarım çok verimli bir yaz geçirip İngilizce ile beraber kişisel becerilerinde de büyük ilerleme kaydederler.

Yurt Dışında Dil Eğitimi İçin Ailemi Nasıl İkna Edebilirim?

Lisede ya da üniversitede okuyor olmanız fark etmez. Aileler için her zaman onların küçük çocukları olarak kalacaksınız.

Aileniz dil eğitiminizin sizin gelişiminiz için ne kadar önemli olduğunu bilse de sizi yurt dışına gönderirken size bireysel olarak güvenseler dahi dış koşullar açısından tedirgin olacaklardır. Aileniz sizin için her zaman en iyisini ister. Eğer yurt dışında dil eğitimini kafanıza koyduysanız maddi ve manevi olarak desteğine ihtiyacınız olan ailenizi ikna etmek size düşer. Bunun için size yardımcı olabilecek bazı ipuçlarını şu şekilde sıralamaya çalıştım.

1) Adım adım ben neredeyim?

Artık kocaman bir yetişkin olmanıza rağmen ailenizin sizin güvenliğiniz ile ilgili endişeleri devam eder. Bunları azaltmak için gideceğiniz okulla ve kalacağınız yer hatta güvenlik ya da okul görevlisinin telefon numaralarını onlara vermeniz her an size ulaşabilmenin rahatlığını onlara sağlayacaktır. Hafta sonu dahil bütün planlarınızı paylaşmanız ailenizin oradaki yaşantınıza hakim olduğunu hissettirecek ve rahatlamalarını sağlayacaktır. Ayrıca ülkenizde size yardımcı olan yurt dışı eğitim danışmanlık şirketi çalışanları ile de iletişimlerini sağlamanız süreç boyunca ailenizi daha konforlu hissettirecektir.

2) Tabi ki ne kadar harcayacağımı biliyorum

Ailenizi en çok düşündürecek konulardan biri de maddi olarak harcamalarınızın ne kadar olacağıdır. Bununla ilgili kapsamlı bir çalışma yapmalısınız. Uçak biletleri, hava alanı transferi, okul ve konaklama ücretleri, hafta içi ve hafta sonu gezi planlarınızın bütçeleri, almayı planladığınız hediyelerin ortalama fiyatı, şehir içi ulaşım bilet fiyatları gibi detaylı bir liste ile ailenize ne kadar bir maliyeti olacağını gösterebilirsiniz. Bu listenin gerçekle %100 uyması mümkün değildir. Ancak en azından ortalama bir hesap ortaya çıkar ve sizin bu konudaki bilincinizi görerek harcamalar konusunda ailenizin size güveni artar.

3) Akademik başarı, kariyer ve yepyeni bir ben

Aileniz dil eğitiminin öneminin farkında ama kendi ülkenizde de bu eğitimi alabileceğinizi düşünüyorsa onlara yurt dışında dil eğitiminin sadece sınıfta alınan derslerden ibaret olmadığını açıklamalısınız. Yurt dışında dil eğitimi almak size bir dili geliştirmenin çok daha fazlasını kazandıracaktır. Farklı öğretim yöntemleri, konulara birçok perspektiften bakılan uluslararası bir ortam sizin akademik gelişiminiz için de oldukça faydalı olacaktır. İş hayatına atıldığınızda daha önce yurt dışında dil eğitimi almış olmak sizi sizinle eş düzeyde olan çalışanlardan ayırır ve kariyerinize katkı sağlar. Bunların hepsi bir yana böyle bir eğitimi deneyimlediğinizde hayata dünyaya bakışınız farklılaşmış mental, fiziksel ve sosyal olarak yepyeni bir siz olarak ülkenize döneceksiniz.

4) Sosyal medyanın gücünü kullanın

Günümüzde teknoloji bir harika! İletişim sorunları internetle birlikte neredeyse yok oldu. Yurt dışı eğitim sürecinizde arkadaşlarınızla ve ailenizle twitter, instagram, facebook gibi sosyal paylaşım siteleri üzerinden sürekli haberleşebilir, skype, viber, hangouts gibi uygulamalarla görüntülü ve sesli olarak iletişim kurabilirsiniz. Özellikle yurt dışına gitmeden önce ailenizi henüz tanışmamışlar ise, bu teknolojilerle tanıştırmak sizi bu sitelerden takip edebileceklerini göstermek size karşı olan özlem ve endişelerini en aza indirebilirsiniz. Hatta bu görüşmeleriniz için haftanın belirli gün ve saatlerini belirleyerek buluşma ayarlamanızın hem size hem de ailenize pozitif etkisi olacaktır. Bunların yanı sıra yurt dışı eğitim deneyiminizi bir blog açarak paylaşmak da ailenizin sizin hikayelerinizi okuyabilmesini sağlar ve onları mutlu eder.

5) Çok istiyorum

Ailenizle gerçekten ne kadar çok istediğinizi ve bunun size getireceği faydaları titizlikle paylaştığınızda hayır demeleri biraz zor olacaktır. Dünyaya bambaşka bir yönden bakmaya başlayacağınız bu tutkunuzun peşinden gidin ve vazgeçmeyin. Yurt dışında eğitim gerçekten eşsiz bir deneyimdir ve siz bunu hak ediyorsunuz.

Yurt dışı dil okulu seçeneklerini incelemek için tıklayınız.

Küresel Dünya’da Başarı Sağlamak

Teknolojinin bu kadar etkili olmadığı zamanlara bakınca geçmişte yaşayanların ne kadar zor ve pasif bir yaşama sahip olduklarını düşünürüz. İletişim eksik, her şey insanların kendi güçlerine kalmış. Fakat eskiden günümüze göre oldukça basit görünen şeyler de yok değil, örneğin okumak. Bir zamanlar liseden mezun olmak bile çok önemli sayılıyordu. Zamanla üniversiteye gitmek değer kazandı; üniversite okuyan insanlar en kaliteli, en çok rağbet gören, kaliteli işlere kabul edilen kişilerdi. Fakat hayatımızı kolaylaştıran teknoloji, sağladığı iletişimle bizleri küresel bir çağın içine soktu. Artık yalnızca üniversite okumak değerli olmaktan çıktı. Bir değil birkaç üniversite, yüksek lisans, doktora; hatta bunların içinde en önemlisi yurt dışı eğitimi artık insanların, işverenlerin gözünde başarının karşılığı haline geldi.

Yurt dışı dil eğitimi, lisans ve master seçenekleri hakkında daha fazla bilgi için tıkla.

Fakat şu noktada insanların bir takım anlamları birbirine karıştırdığını söyleyebiliriz. Neden bir insan, aslında kendi yaşından, kendi kültüründen olan, kendisiyle aynı dilde konuşan insanlarla eğitim almak yerine; uzaklarda, bambaşka coğrafyalarda, farklı kültürden, farklı dilden insanlarla birlikte okumak istesin? Neden günümüzde bu eğitim bu kadar değerli hale gelsin? Aslında rasyonel bakacak olursak yurtdışındaki okulda da burada da hemen hemen benzer dersler anlatılıyor. O zaman küresel bir sınıfta öğrenim görmenin farkı ne olabilir?

Yurt dışında öğrenim; daha iyi bir eğitim alabilme şansından çok insanın kendi kişiliğini, karakterini geliştirebilmesinde büyük öneme sahiptir. Anlamadığı insanlarla, tanımadığı ortamlarda yaşayan kişi, artık kendi sorumluluğunu tamamen kendi başında almış demektir. Kendini doyurmak, para kazanmak, problemlerini kendi başına çözmek zorunda kalarak özgürlüğünü zamanla eline alır. Artık tek başına bir birey olur, iletişimi güçlenir, bir sorunla karşılaştığında hemen çözüm üretmek artık çok kolay hale gelir.

Aynı zamanda, farklı bir kültürle, farklı gelenek ve düşünce yapısına sahip insanlarla bir arada olmak kişinin karakterinde ve bakış açısında büyük farklılıklar yaratır. Artık farklı düşünceleri anlayışla kavrayabilir, eleştirel düşünebilir, eskiden tek bir noktadan baktığı olayları artık birçok farklı açıdan görebilir ve doğru analiz edebilir.

Bunun dışında, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir şeyin sanal haliyle gerçek hali arasında dağlar kadar fark vardır. Evet artık internet sayesinde bir ülkeyi, bir şehri, bir heykeli, bir sanat eserini oturduğumuz yerden görebiliyoruz. Fakat bu artık bir sorun haline gelmeye başladı; çünkü insanlar her şeyi bu kadar kolay elde ederek bir şeyler başarma, bir şeylere ulaşmak için çaba harcama isteğini kaybetti. Artık büyük tutkuları olan insanlar değiliz! Tırnaklarımızla kazıyarak elde etmek istediğimiz neredeyse hiçbir şey kalmadı, çünkü hepsinin aslında bir tık uzakta olduğunun farkındayız. Ama başta söylediğimiz gibi, gerçekle sanal arasında dağlar kadar fark var! İşte küreselliğin rağbet görmesinin en önemli nedenlerinden biri de bu. Artık koltuğundan kalkanlar rağbet görüyor; arama motorlarında zaman kaybeden insanlar değil. Mona Lisa’yı internetten araştırıp, fotoğrafını görüp ‘artık ben biliyorum Mona Lisa neymiş kimmiş’ demenin bir önemi yok. Artık önemli olan, Paris’e gidip, o müzede tablonun aslını görmek, hikâyesini dinlemek. Çünkü yaşadığımız dünya gerçek ve yenilikler için sanala değil gerçeklere ihtiyacımız var.

Yani dünyaya açılın, kendinizi geliştirin, yepyeni kültürlere tanışın, bilmediklerinizi keşfedin; üretici, barış dolu, kararlı bir toplumun anahtarı budur.

Dublin’de En iyi Dil Okulu Seçimi

İrlanda Hükümeti’nin son yıllarda yaptığı araştırmalara göre …

Sıfır Teknolojili Dil Okulu : ILAC

Oyun Değişti! Bağlantı kurabilmek için fişi çekiniz!

Teknolojinin hayatımızın her alanına nüfuz etmiş olduğu şu yıllarda, bu durumun öğrencileri duygusal olarak öğrenmekten ve gelişmekten mahrum ettiğine kanaat getiren ILAC kurumu, stratejik bir karar alarak sınıflardaki teknolojik uygulamalarına bir son verme kararı aldı! Dünyadaki okullar daha da dijital hale gelirken, sonuçların iyileştirilmesi için sınıflardan elektronik cihazları kaldırarak aksi yönde bir adım atan olan ILAC, 2018’de ayında Vancouver ve Toronto şubelerinde pilot proje olarak oyunu değiştirdi ve Zero-Tech projesini hayata geçirdi.

 

 

 

ILAC Zero-Tech Pilot Projesi, yıl boyunca devam eden Genç Yetişkinler  Programı’nda (YAP) 16-18 yaşları arasındaki öğrencilerle başladı. Çok  sayıda araştırma, bu yaş grubundaki gençlerde teknoloji bağımlılığı ile uyku bozukluğu, kötü akademik performans, kaygı, depresyon, obezite, sosyal izolasyon ve intihar arasındaki bağlantının yüksek olduğunu gösteriyor.

 

 

 

ILAC’ın hedefleri arasında sadece cep telefonları olmadan eğitim sürecine katkıda bulunmak yok; projenin amacı, gerçek anlamda sıfır teknoloji deneyimi yaratmak. Akıllı tahtalar yok, dizüstü bilgisayar yok… Sadece etkileşim ve öğrenme!

Buna dayanarak ILAC Zero-Tech Pilot Projesinin iki ayrı amacı var: Dil öğrenmeyi sağlamak ve insan ilişkilerini geliştirmek. Gerçek insan etkileşimleri yoluyla güven oluşturmak, öğrencilerin kariyerlerinde ve kişisel ilişkilerinde başarılı olmak için ihtiyaç duydukları bir beceridir. ILAC, öğrencilerinin göz teması kurma, arkadaşlar edinme ve öğretmenlerle etkileşim içerisinde olmak gibi sosyalleşme becerilerini arttırmasını istiyor. Amaçları bunu İngilizce dil eğitimi sırasında  ILAC’da yapmak.

ILAC kampüslerindeki sıfır-teknoloji ürünü hareketi, öğrencilerin Kanada’da İngilizce eğitiminden gerçek anlamda faydalanmasına yardımcı olmaya başladı bile!     

Vancouver ve Toronto kampüsleri hakkında detaylı bilgi içi tıklayın.

 

İngiltere’de Dil Okulu Seçmek

İngiltere’de dil okulu seçmek

İngilizce öğrenmek için şüphesiz ki İngiltere bir numaralı adres. Çünkü yıllardır çok sayıda dil okulu binlerce uluslararası öğrenciye eğitim veriyor. Gelen öğrenciler de İngilizceyi merkezinde öğrenme imkânı ile seçtikleri dil okulunda verimli bir eğitim alıyor.

 

İngiltere’deki okullara baktığımızda hemen hemen her bölgesinde birçok okul mevcut; peki bu kadar dil okulu arasından size uygun olanına nasıl karar vermelisiniz?

 

Öncelikle şehir ve bölge seçimi eğitiminizi etkileyecek en önemli unsurlardan biri. Londra gibi merkezi ve büyük bir şehirde mi yoksa daha sakin Brighton gibi bir şehirde mi eğitim almak istediğinize karar verin. Tabii ki bu kararı verirken bütçenizi de göz önünde bulundurmakta fayda var. Şehrin popülerliğine göre ev kiraları, yaşam giderleri de artış göstermektedir. Eğer bütçeniz el veriyorsa Londra’da ki dil okullarından memnun kalacağınıza eminim.

 

Güney İngiltere de dil okulları açısından oldukça zengindir. Hem deniz kenarında tatil yapıp hem eğitim almak isterseniz Brighton, Bournemouth gibi şehirler tam size göre. Londra’ya kıyasla turist sayısı daha az olduğu için yaşam masrafları da aynı oranda azalma göstermektedir.

 

Bunların dışında dünyaca ünlü üniversite şehirlerinde eğitim almak isterseniz Oxford ve Cambridge’de aradığınızı bulabilirsiniz. Öğrenci nüfusunun çokluğu gittiğiniz yere çabuk adapte olmanızı sağlar. Yabancılık çekmeden yeni arkadaşlar edinerek sosyal hayatın da tadını çıkarabilirsiniz.

 

Yaşam masrafları ve şehrin konumu kadar Türk öğrenci nüfusunun yoğunluğunu da önemlidir. Çünkü aldığınız eğitim kadar onu pratik yaparak pekiştirmeniz de oldukça mühim. Çoğu öğrenci bu açıdan Türk öğrenci nüfusunun az olduğu şehirleri tercih ediyor. York, Liverpool, Manchester, Bristol gibi şehirler bu amaç için idealdir. İngilizlerle bol bol pratik yaparak konuşma becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

 

Eğer İngiltere’ye hazır gitmişken bir yandan da İngiliz kültürünü tecrübe etmek isterseniz küçük kasabalar da tercih edilebilir. Bu deneyimi Canterbury, Portsmouth, Eastbourne gibi şehirlerde yaşayabilirsiniz.

 

Kısacası tek yapmanız gereken önceliklerinizi belirleyip ona göre bir şehir seçmek. İngiltere genel olarak dil eğitimi konusunda başarısını kanıtladığı için hangi dil okulunu seçerseniz seçin iyi bir eğitim alacağınıza emin olabilirsiniz.

 

Detaylarla boğulmak istemiyorsanız Teori Eğitim danışmanlarından İngiltere dil okulları hakkında bilgi almak da iyi bir seçenek olabilir 🙂

Dil eğitimi sırasında çalışma izni veren ülkeler

Dilimizi geliştirmek istiyorsak bunun en doğru ve hızlı yolunun yurt dışında bir dil okuluna kaydolmak olduğunun hepimiz farkındayız ama yükselen kurlar ve enflasyon oranları da bizim farkımızda mı?! Görünüşe göre değil.. Fakat dezavantajları avantaja dönüştürmek yine de mümkün. Bir yandan dil eğitimi alırken, bir yandan da çalışarak bütçenize katkıda bulunurken dilinizi çok daha hızlı geliştirebilir aynı zamanda yurt dışında çalışma deneyimi yaşayabilirsiniz! Gelin hangi ülkeler hangi şartlarla buna olanak sağlıyor inceleyelim!

İrlanda

İrlanda harika doğası, sıcak insanları ve güvenli şehirleriyle dil öğrenmek isteyenlerin sıklıkla tercih ettiği ülkelerden biri. Üstelik dil eğitimi almak üzere gelenlere haftada 20 saate kadar çalışma izni veriyor ve tatil dönemlerinde tam zamanlı çalışma izni sunuyor. Tek şartları öğrencilerin en az 25 haftalık bir programa kayıt olmaları. Eğer İngilizce öğrenmeye yeni başlıyorsanız tam size göre bir ülke diyebiliriz. Ayrıca Dublin’e giderseniz, ana dilinizde iş bulma imkanınız da mevcut; Dublin, Google, Facebook, Amazon gibi büyük şirketlerin Avrupa başkenti denebilir ve her dilden çalışana da ihtiyaç duydukları biliniyor.

Asgari çalışma ücreti/1 Saat: 9.55 Euro

Aylık: 764 Euro

İrlanda Dil Okulları <– Tıklayınız.

İrlanda’da çalışma olanakları ile ilgili daha fazla bilgi için ‘’İrlanda’da okurken çalışma’’ adlı makalemizi ziyaret edebilirsiniz.

 

 

Avustralya

Hoşgörünün ve ılıman iklimin adresi, kanguruların anavatanı Avustralya da dil eğitimi alırken çalışma izni veren ülkelerden bir diğeri. Koskocaman bir kıta olmasına karşın nüfusunun düşük sayıda seyretmesi de iş arayanlar için bir avantaj. Avustralya’da dil eğitimi alırken çalışmanın şartı ise en az 12 haftalık bir kursa kayıt olmaktır. Avustralya’da da tıpkı İrlanda’da olduğu gibi tatil dönemlerinde tam zamanlı çalışma izni mevcut.

Asgari çalışma ücreti/1 Saat:  $17.70

Aylık: $1.416

Avustralya Dil Okulları <– Tıklayınız.

Avustralya’da çalışma olanakları ile ilgili daha fazla bilgi için ‘’Avustralya’da Öğrenciyken Çalışmak’’ adlı makalemizi ziyaret edebilirsiniz.

 

Yeni Zelanda

Doğa severleri mest eden ülke Yeni Zelanda! Yüksek yaşam standartları ve kaliteli eğitim kurumları da Yeni Zelanda’nın tercih edilmesini sağlayan diğer önemli faktörler. Tıpkı Avustralya ve İrlanda’da olduğu gibi Yeni Zelanda’da da dil eğitimi sırasında haftada 20 saat ve tatil zamanlarında ise 40 saate kadar çalışabilirsiniz, bunun için en az 12 haftalık bir dil programına kaydolmanız yeterli.

Asgari çalışma ücreti/1 Saat: $14.25

Aylık: $1140

Yeni Zelanda Dil Okulları <– Tıklayınız.

Yeni Zelanda’da çalışma olanakları ile ilgili daha fazla bilgi için “Yeni Zelanda’da okurken çalışmak’’ adlı makalemizi ziyaret edebilirsiniz.

 

Malta

İngilizce dil eğitiminin ekonomik adresi Malta, ılıman iklimi ile size tatil gibi bir eğitim fırsatı sunar. Diğer ülkelerden farklı olarak Malta’da ancak 3 ay boyunca kursa devam ettikten sonra haftalık 20 saatlik çalışma iznine sahip olabiliyorsunuz ve bu haktan yararlanabilmek için sonrasında da kursa devam etmeniz gerekiyor.

Asgari çalışma ücreti/1 Saat: yaklaşık 5 Euro

Aylık: yaklaşık 150 Euro

Malta Dil Okulları <– Tıklayınız.

Malta’da çalışma olanakları ile ilgili daha fazla bilgi için ‘’İngilizce öğrenmenin ekonomik adresi: Malta!’’ adlı makalemizi ziyaret edebilirsiniz.

İsviçre’de Dil Eğitimi Almak İçin 10 Neden

Fransızca, Almanca, İtalyanca ve hatta İngilizce dillerinden birini ya da birden fazlasını öğrenmeye karar verdiniz. İşte doğası, çikolataları ve eğitim kalitesiyle dünyadaki öncü ülkelerden İsviçre’ye bu dillerden birini öğrenmeye gitmeniz için 10 neden:

 

İsviçre’nin dil haritası. Ülkenin 4'üncü resmi dili ise Romanşça. Ancak nesli tükenmekte olan dilleri okumaya karar vermediyseniz Romanşça pek ilginizi çekmeyecek demektir (©By Maproom CC BY-SA 3.0)

İsviçre’nin dil haritası. Ülkenin 4’üncü resmi dili ise Romanşça. Ancak nesli tükenmekte olan dilleri okumaya karar vermediyseniz Romanşça pek ilginizi çekmeyecek demektir (©By Maproom CC BY-SA 3.0)

  1. Yukarıdaki haritada da görüldüğü üzere İsviçre kabaca 4 dil bölgesine ayrılmış bir ülke. Her bir bölgenin ana dili farklı. Bu da size özellikle Fransızca, Almanca ve İtalyanca arasında seçme şansı sağlayacak.
  2. Bu üç dile ek olarak İsviçre’de kaliteli eğitim veren pek çok İngilizce kursu da bulunmakta; çünkü ülke üniversitelerindeki yükseköğretim dili çoğunlukla İngilizce.
  3. Çok kültürlü yapısıyla öğrenci dostu bir ülke burası. Bu yapı sizi öğreneceğiniz dilin kültürünü yakından tanımaya itecek ve böylece dili çok daha iyi öğreneceksiniz; çünkü biliyoruz ki bir ülkenin kültürünü yaşamadan, o ülkenin dilini öğrenmiş sayılmazsınız.
  4. İsviçre’de uzun süreli bir dil kursuna yazılmanız halinde, istem dışı olarak bir dil daha öğrenebilirsiniz. Dediğim gibi, burası öylesine çok kültürlü bir ortam ki gofret paketlerinden, trendeki anonslara kadar her şey dört dilli. Bir bakmışsınız Fransızca öğrenirken İtalyancanız, İngilizce öğrenirken Almancanız gelişmiş.
  5. Avrupa’nın merkezinde bulunan bu küçük ülkeden her yere ulaşım oldukça rahat. Özellikle öğrenmek istediğiniz dile göre örneğin Cenevre’de Fransızca öğrenirken trenle 2 saatte Fransa’nın Lyon şehrine, Zürih’te Almanca öğrenirken trenle 4 saatte Almanya’nın Münih şehrine, Lugano’da İtalyanca öğrenirken 1 saatte İtalya’nın Milano şehrine gidebilirsiniz.
  6. Ülkeler ve şehirlerarası yolculuklarınızda konforlu bir şekilde trenlerle seyahat edebileceğiniz gibi şehir içinde de ulaşım harika. Bu düzenli şehirlerde bir yerden bir yere kaybolmadan ve kolayca gitmek mümkün. Ayrıca diğer ülkelere nazaran havaalanları da neredeyse şehir içinde kaldığından buralara da ulaşım oldukça rahat.
  7. 2015 anketlerine göre İsviçre dünyanın en güvenli 5. ülkesi; yine diğer anketlerde Zürih ve Cenevre ise dünyanın en güvenli şehirlerinden sayılıyor.
  8. Kaliteli eğitim anlayışına sahip bir yer İsviçre. Dünyanın pek çok yerinden öğrencilerin de tercih ettiği bir ortama sahip. Böylelikle diğer ülkelerden de insanlar tanıyabilecek, her ülkeden arkadaşlık kurabileceksiniz. Özellikle uluslararası öğrencileri bir araya getiren pek çok kulüp ve servis var.
  9. Küçük ve modern sınıflarda alacağınız dil eğitimi sayesinde birebir öğrenim görmüş olacak, dili en iyi şekilde öğreneceksiniz.
  10. Ve elbette dil eğitiminin yanı sıra gideceğiniz mevsime göre meşhur kayak pistlerini ziyaret etme, kayak yapamıyor bile olsanız Alplerin zirvelerine çıkıp etrafı turlama, güzel doğa yürüyüşleri yapma olanağınız da bulunuyor.