Yazılar

Malta’da İngilizce Eğitim Serüveni

‘En kötü karar bile kararsızlıktan çok daha iyidir.’ diye yola çıkıp soluğu Malta’da almak

Evet, tam da bu söz aklıma geldikten sonra tüm arayışıma başlamış olmam pek manidar. Acaba verdiğim karar doğru mu yanlış mı diye sorgulamama fırsat vermeden tüm işlemlerimi halletmiştim. Aksi takdirde vazgeçme olasılığım oldukça yüksek olacaktı, buna eminim. Bir hafta gibi kısa bir sürede İstanbul’daki yurt dışı eğitim firmalarını gezmemin ardından en son kendimce en güvenilir olan ve sorularıma en mantıklı cevapları veren firma ile anlaşıp kaydımı gerçekleştirdim. Program ücretim ailemi maddi açıdan da çok zorlamayacaktı. Yaşam masraflarımın da çok maliyetli olmayacağını söylediler ve ufak tefek araştırmalarımdan da bunu anlayabildim.

Gözümü kapattım hiç bir soru sormadan Malta‘ya 3 aylığına dil eğitimine gittim. Pek çok yeni öğrenci eminim ilk geldiği günlerde benim gibi belki de büyük hayal kırıklığına uğruyordur. Çünkü Malta’da eğitim sistemi değişik, yemek alışkanlıkları değişik, binalar değişik, trafik akışı değişik, kısacası hayat tamamen değişik. Buna adapte olmanın gerçekten zor olduğunu biliyorum. Ama benim gibi memleketinden ayrılıp başka şehire üniversite okumaya giden herkes bir adaptosyan sürecine maruz kalmıştır. ‘Bu da aynısı Burcu, sen bunu da yaparsın.’ diye kendime gaz veriyordum. Not: İşe yaradı 😉

İlk günlerde beni yemek çok zorladı açıkçası. Zaten çok seçen biri olarak buradaki tatları deneme yanılma yöntemi ile elemek ve bu süreçte biraz aç kalmak moralimi bozmadı değil hani 🙂 Ama elbet yiyecek birşeyler buluyorsunuz merak etmeyin. Benim dil okulum Sliema’daydı ve okulumun yakınında bir dönerci&kebapçı vardı. En kötü dersim bitince oraya gidip karnımı doyuruyor, bazen de paket yaptırıp yurda götürüyordum. Benim kaldığım oda 3 kişilikti ve oda arkadaşlarımın biri Koreli biri de Rusyalı idi. Farklı kültürleri tanımayı seviyorum. İlişkilerimi devam ettireceğim iki yeni arkadaş kazanmış olmam beni mutlu ediyor. Yurtta yemek yapma imkanı mevcut. Tabii yazın sıcağında canınız ne kadar yemek yapmak ister bilemem… Yurdun merkezde olması ve imkanlarının bulunması da sevindiriciydi. Lokasyon ve imkanlar açısından hiç problem yaşamadım.

Neden Malta?

Neden İngiltere, Kanada, Amerika veya İrlanda değil de Malta? Diye soran olmadı değil. Elbette bu ülkelerde verilen eğitimin kalitesini sorgulayacak değilim. Ama sanırım bu birazda tercih meselesi. Ailem İngiltere, Amerika ve Kanada’daki 3 aylık eğitim ve yaşam masraflarımı karşılamada belki biraz problem yaşayabilirdi. İrlanda ile Malta’nın her açıdan benim için giderleri aşağı yukarı aynı olacaktı ama soğuk bir ülkedense sıcak akdeniz iklimine sahip olan bir ülkeyi tercih ederdim 🙂 Schengen vize uygulaması ile Avrupa’daki Avrupa Birliğine üye ülkelere kolayca geçiş imkanı da işin cabasıydı. Ayrıca İngiltere’de 1 ay için bu ücreti vermektense Malta’da üç ay için vermeyi yeğledim. Benim için 3 ay İngilizce ile iç içe olmak daha mantıklı geldi ve hiç pişman olmadım. Tüm faydalarını döndüğüm zaman gördüm. 1 ay gitmiş olsaydım konuşma pratiğim şimdiki kadar gelişmemiş olurdu eminim.

Muhteşem Türkler her yerde!

Elbette Türk’ün olmadığı bir yer bulmak zor 🙂 Özellikle dil eğitimi lokasyonlar söz konusu olunca… Gerçi bizler hiç dil bilmeden ecnebi ülkelere çalışmaya gidenlerin torunlarıyız 🙂 Dil eğitimine gitmek mi bizi zorlayacak?.. İşin şakası bir yana Türk öğrenciler elbette vardı. Benim gittiğim okulda da sanırım bir 10- 15 Türk öğrenci vardık. Ama inanın aynı sınıfa düşmeniz biraz mucize diyebilirim. Seviyenize uygun sınıflardan başlıyorsunuz ve sınıf sayısı oldukça fazla. Dolayısı ile ancak bir Türk ile aynı seviyede çıkmadığınız sürece aynı sınıfta olmanız mümkün değil. Aynı seviyede olsanız bile bence mümkün değil 🙂 Benim sınıfımdaki tek Türk öğrenci bendim. Ders dışında görüştüğüm arkadaşlarımdan da hiç Türk yoktu. Zaten siz amacınızı sürekli hatırlarsanız etrafınızdaki Türklere rağmen hedefinizden şaşmazsınız. Sadece karşılaştığımızda ‘Merhaba, nasılsın? Dersler nasıl gidiyor? Gelişme kaydedebiliyor musun?’ vs demekten öte geçilmedi. Bir Türk öğrenci ile yapışık ikiz gibi gezersen, vah vah… Paralarınızı çöpe atıyorsunuz demektir. Neyse ki benim böyle bir sorunum olmadı. Bu endişelerinizi bir kenara bırakın ve gönül rahatlığı ile Malta’yı İngilizce dil eğitimi için tercih edin derim. Kesinlikle pişman olmayacaksınız…

Konuşmak ya da Konuşamamak İşte Bütün Mesele Bu!

Senin, benim, onun, hepimizin hayali bu ülke sınırlarının dışına çıkmak, farklı bir ülkeyi görmek, yeni insanlar tanımak, bambaşka bir kültürle harmanlanmak, kendi başına yaşamanın heyecanı yaşamak. Kimimiz gezsek de mi bir görsek, kimimiz dil eğitimine mi gitsek kimimiz de artık orada mı yaşasak diyoruz. Hepsi harika ve bir o kadar da içi kıpırdatan hayaller olsa da bir ortak problemleri var ki hiç birimiz tam içinden çıkamıyoruz, ne mi bu? Tabi ki İngilizce.

Yıllardır gördüğümüz, görsek de pratiğe dökemediğimiz bu eşsiz dil, yurt dışına çıkma atraksiyonunda bulunacağımız dakika yakamıza yapışıyor ve daha vize için ‘What is your purpose of visit?’ sorusuyla bizi karşı karşıya bırakıyor. Ama olsun, ölmek var dönmek yok.

Gidiş için hava alanında bir problem yaşamazsınız hâlâ sizin memleketinizin güzelim Türkçe’si konuşuluyordur. Ancak indiğiniz anda artık İngilizcenin bağrına düşmüş bulunuyorsunuz. Ama hiç merak etmeyin, vize kontrol kuyruğunda dahi bir an önce önlere geçeyim hevesi ile İngilizce konuşmalara başlıyorsunuz. Bir bakmışsınız artık ‘bagaj teslim yeri’ sizin için ‘baggage claim’ olmuş.

Sonrasında, varacağınız yere gidene kadar bir ulaşım aracı bulmak, bulduğunuz bu araçta kazıklanıp kazıklanmama ihtimalinizin sizi içten içe yiyor olma faslı geliyor. Her şeye evet diyerek atlama hevesimiz, konuşulanları yakalayamama, yanlış yerlere gitme, fazladan paralar ödeme hepsi başınıza gelesi hepsinin özünde de İngilizce yatıyor.

En önemlisi dil okulu, üniversite, gezi ne için gitmiş olursanız olun girdiğiniz ortamda yaşadıklarınız ya da yaşama ihtimaliniz yüksek olan olaylardır. Tavsiyem ilk gittiğiniz hafta ‘heads up’, ‘sessiz film’ gibi riskli oyunlara atlamamaktır. Anlatılan kelime ‘pony’ iken onu ‘squirrel’ olarak anlama ihtimaliniz çok yüksektir. Bu yüzden ilk haftanızı dinlemek ve konuşmaları takip etmek üzerine geçirebilirsiniz. Ama dil, bildiğiniz üzere konuşa konuşa gelişiyor. Dolayısıyla çok vakit kaybetmeden riskli olsa da konuşmalara karışmak size, ileride gülerek hatırladığınız harika anılar katacaktır. Sonuçta, aynı şekilde o ortamda yaşadığınız sıkıntılardan ötürü insanlar size yardım etmek için elinden geleni yapacaktır, hiçbir şüpheniz olmasın.

Dışarıda geçireceğiniz zamanlar vardır. Restaurantlara gidin, tek başınıza kahve içmenin tadını çıkarın, o güzelim parklarda yürüyüş yapın. En güzeli de bütün bu gittiğiniz yerlerde sizin hiç tanımadığınız belki de sizi hiç bir zaman tanımayacak o insanlarla sohbet etmek olacak. Garsona sorun, yoldan geçen birine sorun, cevabını bildiğiniz soruları bile sorun. Konuşmalar açın, deneyin. ‘Ne yiyebilirim?, Siz ne önerirsiniz?, X yerinden Y yerine nasıl gidebilirim?’. Herkes o kadar sıcakkanlı ki siz denedikçe onlar da sizin için yavaş ve açık konuşacak siz de farkında olmadan öğreniyor olacaksınız aslında. Haftalar geçtikçe gördüğünüz değişim sizi bile şaşırtacak.

Karşılaşmanız çok muhtemel bir iki dalga geçme hali olabilir. Ama sakın bunlara takılmayın sonuçta siz oraya bildiğiniz için değil öğrenmek için gittiniz ve asla vazgeçmeyin yanlış da olsa, zor da olsa konuşun. Oradaki insanlar da her ne kadar şakalar yapsa da İngilizceniz hakkında, sonuçta sizi kırmak için değil yalnızca komik olduğu için bunu yapıyorlar, siz de kendinizle ve gelişiminizle barışın ve bunu güzel ve eğlenceli anılar olarak biriktirin.

Sayılar oldukça problemli olan kısım yabancı bir dilde. Sizin için illa zor olacak diye bir şey yok tabi ama anlamadıysanız tekrar ettirmekten çekinmeyin. Bineceğiniz otobüs 18 iken 80’e binmek zorunda kalmaz, kasiyere $14 olan bir t-shirt için $40 uzatmazsınız. Oradaki insanların anadili bu, siz yanlış da anlasanız yanlış da söyleseniz onlar sizin ne demek istediğinizi bilecek ve yardımcı olmak için ellerinden geleni yapacaktır, Türkiye’de olsa siz yardımcı olmaz mıydınız?

Sonuç olarak, İngilizce bahane, yurt dışında bulunmak şahane! Her ne türlü zorluklar yaşarsanız yaşayın, elinizde anılarınız ve edindiğiniz yeni bir yabancı dil ile dönüyorsunuz. Bu mutluluğu da daha başka bir yerde bulamadım. Herkese de gidin, görün, eğlenin demeye devam edeceğim. Komik ve tatlı anılarınız olsun!

Bir Malta Macerası

Akdeniz Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret ve Lojistik bölümünü bitirmemin ardından bu alanda çalışmak için akıcı bir İngilizce bilgisine sahip olmam gerektiğini biliyordum. Üniversite hayatım boyunca gerek kendi çabalarımla gerekse de kurslarla destekleyerek İngilizce bilgilerimi iyileştirme yoluna gittim; fakat iş hayatı için bu kadar yetersiz kalacağımı düşünmemiştim. Aranan özelliklerin başında akıcı İngilizce bilgisi geliyordu ve beni endişelen kısmı tam da burasıydı: AKICI!

Kendi çapımda bildiğim ve üniversite eğitimimde gösterilen İngilizcenin yetersiz olduğunu anladığım an acımasız gerçek yüzüme vurmuştu 🙂 Neyse ki dünyanın sonu değildi ve ben hâlâ elimden geldiğince iş hayatımı iyileştirmek adına bir şeyler yapabilirdim. Kısa süreli birkaç iş tecrübemin ardından bu işi kendi çabalarımla artık halledemeyeceğimi anladım. İstanbul’da kursa gitmek için bir yer ayarladım. 2 ay kursa devam etmemin ardından yetersiz kaldığını gördüm. Çünkü ders sonrasındaki hayatımın tamamında Türkçe hâkimdi ve bu şekilde başarılı olamayacağım ortadaydı. Ailemin maddi durumu şahane değil ama yine de yurtdışı eğitimi almam için fedakârlıkta bulunabilirlerdi. İşte Malta ile yolum burada kesişti diyebilirim. Önceden Malta sadece tarih derslerinden bildiğim, şövalyeleri ile ün yapmış bir ülkeyken artık hayatıma yön vermemde yardımcı olacak bir ülke oluvermişti 🙂 Uzun araştırmalarımın ardından hem bütçemizi zorlamayacak hem de benim verim alabileceğim yer olarak Malta’daki dil okulları için yurtdışı eğitim firmaları ile görüştüm. Karar vermem konusunda bana en çok yardımcı olan ve açıkçası en gerçekçi bilgiler veren yerden kaydımı yaptırdım. 6 aylık bir eğitim için ilk adımı atmıştım. Kurs, konaklama, vize gibi birçok konuyu firmam sorunsuz bir şekilde halletti. Ve ben artık Malta yolcusuydum!

Malta Luqa havaalanına inip yurduma yerleşmem çok zor olmadı. Zaten havaalanından ülkenin her yerine otobüs mevcut. St. Julian’s’taki dil okulum için yurdumdan çıkıp kısa bir keşif gezisi yapmaya koyuldum. Beni ilk şaşırtan şey bir sokaktan diğerine geçtiğinizde şehir değiştiriyor olmamız 🙂 Malta beni daha çok şaşırtacaktı, anladım!

Eğitimimin ilk günü biraz çekincelerim vardı. Çünkü geldiğim ilk gün insanların biraz aksanlı konuştuğunu fark ettim. Bu okuldaki öğretmenlerimde de vardır diye endişelenmiştim. Acaba yanlış bir karar mıydı diye bütün gece sorguladım. Ama yanılmışım. Çünkü nasıl ki Türkiye’de yöreden yöreye şiveler değişiyor fakat herkes kimin ne dediğini anlıyorsa burada da öyleydi. Aslında bu çok normal tabii ki… Öğretmenlerin hepsi native speaker. Çok AKICI bir İngilizceye sahipler. Benim de olmak istediğim seviye o idi: AKICI! Ders içerikleri genelde konuşma pratiği üzerineydi. Zaten okulun ilk günü girdiğimiz seviye belirleme sınavına göre kendi seviyemden bir sınıfa yerleştirildiğim için gramer derslerim biraz daha azdı. Beni yoran tek konu derslerin bazen 1.5 saat blok olarak yapılması idi. Dikkatim bir süre sonra dağılıyor. Ama amacımı hatırlayınca dikkat kaybı falan ortadan kalkıyor tabii 🙂 Günler birbirini kovalarken ben kendimi daha da geliştirdiğimi fark ediyordum. Arkadaşlarla Malta turu yaparken, onlarla ders dışı aktivitesi olarak oturup bir kafede bir şeyler içerken, yurtta yemek hazırlarken eksik malzemem olduğunda onlardan isterken, karaoke bara gittiğimizde Türkçe şarkıdan ziyade İngilizce şarkı söylemeye çalışırken, buralarda Türk lokantası var mı diye arayıp tarayıp bulduğumda sahiplerinin Türk ama çalışanlarının genelde Pakistan, Fas veya Cezayirli olduğunu öğrendiğimde İngilizce konuşmak zorunda kalırken anladım ki istemesem de İngilizce konuşmak zorundayım 🙂 Aradığım da buydu! Mecburiyetten de olsa hayatımı İngilizce devam ettirmek zorundaydım. Ve başarıyordum da…

Malta’nın yarısı Türk öğrencilerden oluşur diye gelmeden önce beni hep vazgeçirmeye çalışmışlardı. Ama o algı yanlış. Evet, Türk öğrenciler benim gittiğim okulda da var ama eminim ben İngiltere’ye, Amerika’ya veya İrlanda’ya gitsem de en az buradaki kadar Türk öğrencilerle karşılaşacaktım. Ben zannetmiyorum ki İtalyanlar, İspanyollar veya Ruslar desin ki ‘O okulda çok İspanyol/İtalyan/Rus varmış sen boş ver gitme gel başka yer/ülke ara. Sanırım bir tek biz Türkler hem Türk olmasa diye inat edip gittiğimizde de bir Türk bulsam da vakit geçirsem, memleket hasreti gidermek için gideyim de bir dönerci/kebapçı bulayım iki kelam ederim, der 🙂

Günler su gibi akıp geçti ve benim dönmeme 1 hafta kala artık internet başına oturup iş başvurularında bulunmaya başlamıştım. Artık kendime güvenim daha fazlaydı. En azından iş bilgimi dil bilgim ile de pekiştirdiğime inanıyordum. Gerçekten geldiğim zamanki halimden eser yoktu. Ben açıkçası bu kadar yol kat edebileceğimi düşünmemiştim. Döndüğümde her şey çok daha güzel olacaktı eminim. Dönüş yapan bir iki yere Malta’da dil eğitiminde olduğumu ve döneceğim tarihe göre iş randevusu ayarlıyordum.

Dönüş zamanım gelip çatmıştı. Artık iş hayatı için eskiden daha çok hazırdım. Malta’daki dil eğitimimin bana çok şey kattığı gibi Malta’da bana çok şey katmıştı. Bu güvenle gittiğim iş görüşmelerimin hemen hepsi çok iyi geçmişti. Kiminin şartları bana uymadı kimine ben uymadım 🙂 ama sonunda bir iş için karşılıklı anlaştık. Firmada iş görüşmesi yaptığım kişinin de benden 6 sene önce dil eğitimi için Malta’da olması güzel bir tesadüftü. 6 aylık bir Malta macerasında edindiğim bilgi ve tecrübelerle yeni hayatım beni bekliyor…

İngilizce Öğrenmek İçin 5 Neden

Dünya genelinde ebeveynler ve öğretmenler ‘İngilizce öğrenmenin önemini ‘’ çocuklara aşılamak için uğraşıyorlar. Tanıdık geldi mi ?

Fakat ne kadar iyi açıklanırsa açıklansın aslında tam olarak anlayamadığımız ortada. İşte ‘zar zor kazandıkları parayı’’ neden İngilizce öğrenimine harcamaları gerektiğini merak edenler için 5 süper neden:

1- Seyahat Amaçlı

Kabul etmek gerekir ki İngilizce dünyanın en yaygın ve en çok konuşulan uluslararası dilidir. Sonuç olarak, İngilizce bilmeden yapacağınız bir seyahat hayatınızı kabusa çevirebilir. Neredeyse her yerde yollar, havaalanları ve trenlerde yapılan işaretlendirmelerde İngilizce kullanılır. Ayrıca otel görevlileri, garsonlar gibi turizm ve hizmet çalışanlarının kullandığı dil anadilinizden çok İngilizcedir. İşte acı gerçek. Seyahat etmeyi seviyorsanız acilen bir İngilizce kursu almanız gerek.

2- İş İçin

Muhtelemen başarılı bir kariyer istiyorsunuz, değil mi ? Tabii ki öyle, hepimizi isteriz! Yabancı bir dili konuşmak size bu konuda kolaylık sağlayacaktır. İngilizce global bir dil olduğundan, eğer İngilizce bilmiyorsanız yabancı şirketler ya da turistlerle anlaşmak sizin için epey zor olacak. Günümüzde neredeyse tüm şirketler elemanlarının iyi derecede İngilizce bilmesini tercih ediyorlar.

3- Akademik Eğitim İçin

Dünyada akademik araştırmaların neredeyse %80’i İngilizce yayımlanır. İngiliz ve Amerikan Üniversiteleri dünyanın en iyilerinin arasındadır. Bu yüzden dünyanın dört bir yanından araştırmacılar teknolojik ve bilimsel araştırmalarını İngiltere ya da Amerika’da yayımlamak için can atarlar. Yani akademik bir gelecek istiyorsanız, İngilizce hayatınızda büyük bir yer kaplıyor. Amerika, Kanada, İngiltere veya Malta’daki İngilizce dil okulları sizi bütün IELTS sınavlarına hazırlar. Bu sınavda yüksek bir not almak, İngilizce eğitim veren herhangi bir üniversitede eğitim alma şansı verir.

4- İnternet İçin

İnternet sitelerinin çoğu İngilizcedir. İster şirketiniz için bir website açma amacında olun ister tek istediğiniz internette dolaşıp sosyalleşmek olsun İngilizce’nin size yardımı tartışılmaz bir gerçektir.

5- Kişisel Gelişiminiz İçin

Her şeyden önce şunu belirtmekte fayda vardır ki yabancı bir dil öğrenmenin beyne sağladığı yararlar oldukça fazladır. Bu şekilde beyninizin genelde uykuda olan kısmını kullanabilirsiniz. Yabancı bir dil öğrenmek sabır, zeka ve sosyal beceriler gerektirir ve bu becerileri geliştirir. Yabancı bir dil öğrendiğinizde bu becerilerinizi hayatın her alanında kullanabilirsiniz. Unutmayın; yabancı dil öğrenmek fazlasıyla eğlencelidir! Özellikle İngilizceyi farklı milletlerden gelen öğrencilerle birlikte öğreniyorsanız bunun hayatınıza çok şey katacağından emin olabilirsiniz.

Şimdi yavaş yavaş İngilizce öğrenmenin yararlarını anlamaya başladınız mı? Eğer gerçekten İngilizce öğrenmek ve İngilizcenin size sağlayacağı kolaylıklardan yararlanmak istiyorsanız hemen İngilizce dil okullarından bir kurs seçin ve hayatınızı değiştirmeye bugünden başlayın!