Yazılar

Avrupa’da Üniversite Öğrencisi Olmak

Sanıyorum ki şimdiye kadar herkesin aklından en az bir kere “yurt dışında okusam” fikri geçmiştir. Neyse ki günümüz şartlarında bu fikri hayata geçirmek hiç de zor değil.

Gerek gelişen teknoloji ağı sayesinde yurt dışındaki üniversitelerle hızlı bir şekilde bağlantıya geçebilmek, gerekse kültür alışverişinin günümüz dünyasındaki yadsınamaz artışı, yurt dışında, özellikle de Avrupa’da okumayı oldukça kolaylaştırıyor.

Her ne kadar en başta yabancı bir ülkeye adım attığınızda kendinizi yalnız hissetseniz, anlaşılmadığınızı düşünseniz ya da kaybolduğunuz duygusuna kapılsanız da bunların hepsini çok geçmeden sınıftaki arkadaşlarınızın destekleriyle, okul içinde ve dışında düzenlenen etkinliklere katılarak atlatacaksınız. Özellikle her üniversite eylül ayında, henüz dersler başlamadan önce, tüm fakültelerden öğrencilerin kaynaşması için “Yeni Öğrencilere Merhaba” günleri düzenler, bu günlere katılmak veya genellikle ağustos ayında başlayan dil kurslarına kayıt olmak uyum sürecinizi de hızlandıracaktır.

Özellikle öğrenim için gittiğiniz ülkenin dilini bilmiyorsanız, öğreniminizi o dilde yapmayacaksanız bile dil kurslarına katılmanızın yararınıza olacağını düşünüyorum. Özellikle diline hiçbir şekilde aşina olunmayan ülkelerde bir iki kelime öğrenmek hem büyük kolaylık olacaktır, hem de gerektiğinde öğrendiğiniz bu yeni dilde karşınızdaki selamlamak ya da teşekkür etmek oldukça sempatik gözükecektir).

Yurt dışında öğrenim görmenin artıları nelerdir?

  • Yabancı dilinizi yerinde geliştirme veya yeni diller öğrenme fırsatı;
  • Yeni kültürler tanıma ve çevrenizi geliştirme olanağı;
  • Yurt dışında staj ve çalışma olanağı;
  • Başka ülkelere rahatlıkla seyahat imkânı;
  • Dünyaya açılmak, ön yargılardan kurtulmak.

Bir üniversitedeki lisans veya yüksek lisans programına kayıt olarak yerel öğrencilerin faydalandıkları fırsatlardan yararlanabilir, hatta bir döneminizi değişim programıyla başka bir üniversite ya da ülkede de geçirebilirsiniz.

Alacağınız öğrenci vizesi sayesinde pek çok Avrupa ülkesinde öğreniminiz sırasında çalışabilirsiniz. Ayrıca bulunduğunuz ülkedeki bir üniversite programından mezun olduktan sonra öğrencilere genellikle 6 ay ile 1 yıl arasında, iş arayabilmeleri için ek vize verilir.

Pek çok üniversite programında zorunlu staj vardır. Bu da size mezun olduktan sonra da çalışabileceğiniz şirketlerin kapısını aralar.

Dikkat edilmesi gerekenler

Yazının başında da söylediğim gibi, artık öylesine küresel bir dünyada yaşıyoruz ki her şey elimizin altında, her bilgiye hemen ulaşabiliyoruz. Elbette pek çoğumuz gideceğimiz ülkeyle ilgili bilgi toplamak, örf ve adetleri öğrenmek için internetten faydalanıyoruz. Artık her ülkeyi geçtim, her şehir için “kesinlikle yapılmaması gerekenler” ya da “söylenmemesi gerekenler” diye listeler oluşturmak oldukça moda. Yine de benden tavsiye, gideceğiniz ülkeyi seçerken, çoğu önyargılar içeren ya da belirli klişelere göre oluşturulmuş listelere çok da takılmayın; çünkü buralara adım attıktan sonra çoğunun doğru olmadığını kendi gözlerinizle göreceksiniz (bkz. “Finler hiç konuşmazlar”, gayet de çok konuşuyorlar) yine de bazılarının gerçeklik payı da yok değil (bkz. “Norveç’de hamburger çatal bıçakla yenir”, çocuklar bile çatal bıçakla yiyiyordu).

Harcamalar/Masraflar

Yurt dışında lisans ya da en az iki yıllık yüksek lisans yapmayı düşünüyorsanız öğrenciliğinize paralel olarak çalışma olanaklarını da değerlendirmenizde yarar var. Böylelikle hem harcamalarınızı karşılayabilir, hem dilinizi geliştirebilir, hem de okuyacağınız bölümle ilgili bir yerde çalışıp deneyim kazanabilirsiniz. Okuyacağınız ülkenin para biriminde ve şartlarında maaş kazanıyor olmanın size pek çok artısı olacaktır. Örneğin İsviçre’de yapacağınız staj sırasında aylık 1.500 € kazanıyor olmanızla, Fransa’da yapacağınız bir stajda alacağınız aylık 600 € arasında pek bir fark yoktur; çünkü Fransa’da aylık 400 €’ya öğrenci yurdunda bir odaya rahatlıkla çıkabilirken, İsviçre’deki yurt fiyatları iki kişilik odalar için bile kişi başı 1.400 €’yu bulabilmektedir (örnekte kullandığım rakamlar oranları vermek için düzenlenmiştir, maaşlar gerçekte farklılık gösterebilir).

Yurt dışında yapılan masraflar elbette ülkeden ülkeye ya da kişiden kişiye değişiklik gösterecektir. Her öğününü dışarıda yemeği tercih eden biriyle, kendi yemeğini evde/yurtta pişiren bir öğrenci aynı harcamaları yapmayacaktır. Yine de genel bir gözlem için aşağıdaki tabloya bakılabilir:

Harcama Türü Harcanan Miktar (Aylık)
Oda/Yurt/Ev Kirası 500 €
Yiyecek-İçecek/Temel İhtiyaçlar 300 €
Telefon 25 €
Ulaşım 50 €
Eğlence 100 €
Diğer 75 €
Toplam: 1.050 €

Bu tabloya ek olarak, pek çok üniversitenin özellikle çalışmayan öğrenciler için burs olanakları sağladığını veya sizi en azından kayıt harçlarından muaf tuttuklarını söylemekte fayda var. Ayrıca okula yürüyerek gitme olanağına sahip olmak, yemeği evde pişirmek veya birden fazla kişiyle eve çıkmak gibi yapacağınız küçük değişikliklerle aylık harcamanızı daha da düşürebilirsiniz.

Konaklama olanakları

Konaklama olanakları da ülkeler arasında oldukça farklılık gösterebilecek bir diğer konu. Örneğin İsviçre’nin Cenevre şehrinde genel olarak daire bulmak oldukça büyük bir sıkıntı olduğundan yurtlardaki odalar da hemencecik tükeniyor. Ancak buna bağlı olarak evindeki bir ya da birden çok odayı kiralayan pek çok kişi var. Ya da Belçika’da pek çok öğrencinin bir arada kaldığı iki-üç katlı evler var. Yurt değiller ancak her evin odasında bir kişi kalacak şekilde düzenlenmiş büyük müstakil evler olabiliyor.

Yine de konaklama için bakılabilecek kaynakları şöyle sıralayabiliriz:

  • Hemen her üniversite ya da şehir o bölgede bulunan yurtların bir listesini tutar. Eğer internette bulamıyorsanız öğrenci işleriyle irtibata geçebilirsiniz.
  • Üniversitedeki panolara asılan ya da yerel gazetelerdeki ilanları takip edebilirsiniz.
  • Mail grupları ve ilgili Facebook sayfalarını takip edip yardım isteyebilir ya da sizinle aynı durumda olan öğrencilere ulaşıp birlikte eve çıkmayı teklif edebilirsiniz.
  • İnternette ev ilanı verilebilen güvenilir sitelere bakabilirsiniz (elbette siz siz olun önceden ödeme talep eden veya olurundan çok daha ucuza güzel odalar kiralayanlara dikkat edin.)

Son olarak, üniversite eğitimi için artık geç kaldığınızı düşünüyor olsanız bile dil öğrenimi veya belirli bir alanda uzmanlaşma gibi sertifika programlarına katılarak da yurt dışında okuma hayalinizi gerçekleştirebilirsiniz.

İngiltere Eğitimde Amerika’dan Daha mı Pahalı?

İngiltere’deki okul ücretleri gerçekten pahalı ama Amerika’daki kadar değil.

Ya da bu basmakalıp kurulan cümlelerden biri.

Ya da bu düşünce Harvard $60,000 ya da Yale $48,000 gibi uç miktarda ücretlere sahip üniversiteler yüzünden mi kaynaklanıyor?

Daha geniş bir perspektifle California Üniversitesi (Amerika) ile Lancashire Üniversitesi (İngiltere) karşılaştırmasına baksak?

Lancashire Preston’da, California Üniversitesi ise Los Angeles’ta dünyanın en iyi 20 üniversitesi içinde bulunuyor.

Preston vs. Los Angeles

Lancashire Preston’da bulunup yıllık ücreti £9,000, California Üniversitesi’nin yıllık ücreti $13,251 yani £9,350 kadardır ki bu da ücretlerinin hemen hemen aynı olduğunu gösterir.
Doların yükselip Sterlin’in yükselmesinin öncesinde California ucuz bile sayılabilirdi.

 

Washington Üniversitesi vs. Wolverhampton Üniversitesi

Peki Washington Üniversitesi ile Wolverhampton Üniversitesi’nin ücretlerini karşılaştırdığımızda, Washington daha mı ucuz çıkacak dersiniz?

Washington Üniversitesi’nde okul ücreti yıllık $11,839 (£8,354) iken Wolverhampton ya da İngiltere’deki diğer üniversitelerde £9,000’dur.

Amerika’daki devlet üniversitlerinin ortalama ücretine $9,410 (£6,610) diyebiliriz.

Peki Arada Bu Kadar Fark Yokken, Pahalılık Sonucu Nereden Çıkıyor?

New York temelli Uluslararası Eğitim Enstitüsü’nden Peggy Blumenthal bu durumu Amerika’nın yüksek öğretim kurumları için büyük bir yanlış anlaşılma olarak gördüğünü ifade ediyor.
“Okul ücretleri değerlendirildiğinde büyük bir çeşitlilik gözlemleniyor,” diyor. Pratikte de Amerika’daki okulların ücretlerinin bir çoğu İngiltere’deki ve Avrupadaki okullarla kıyaslanabilir düzeydedir.

Amerikan yüksek eğitimin lokomotifi sayılan devlet üniversiteleri iki katmanlı bir ödeme sistemine sahiptir, dolayısıyla Amerikalı öğrenciler dışarıdan gelen uluslararası öğrencilere nazaran daha az para öderler.

Ve de devlet üniversitelerinde, çoğu öğrenci ekstra masraftan kaçınmak adına evde kalmayı tercih ederler.

 

ingiltere vs amerika okul ücretleri

Günümüzde öğrenciler için aile yanı olsun, özel yurt olsun pek çok konaklama imkanı sunuluyor.(Görsel ©Priya.Chauhan)

Konaklama Ücretleri

Genelde diğer bir karışıklığa neden olan konu da Amerika’daki üniversiteler ücretlerini yayınladıklarında okul ücretlerinin içine konaklamanın da dahil olduğu yatak ve yemek fiyatlarını da eklerler.

İngilteredeki aileler yaşam ve konaklama masraflarını, okul ücretinden ayrı bir şekilde ödeme konusunu düşünerek kendilerini avuturlar.

Amerika’daki ücretler korkunç derecede yüksek görünse de, Ms Blumenthal’in da dediği gibi “Çoğu Amerika’lı okul ücretinin tamamı olan parayı ödemez. Amerikan üniversiteleri başlangıcından itibaren ücretlerinde bir çok indirim uygular. Öncelikle üniversiteyi kazandığınıza dair bir başarı mektubu alırsınız ve finansal desteğe sahip olacağınız için size bir sürü kredi ve burs veririz,” diyor. Aynı zamanda kampüs içindeki çalışma olanaklarının olması da bu paranın ödenebilir olmasını kolaylaştırır.

Başka bir faktör de Amerika’daki üniversiteler 4 yılken, İngiltere’dekiler 3 yıldır ve bu Amerika’daki üniversitelere göre ekstra 1 yıl daha ödeme gerektirdiğini gösterir.

 

ingiltere vs amerika okul ücretleri

İngiltere mi, Amerika mı üniversite eğitimi ve ücretleri olarak daha pahalı? Fark yaratan etmenler neler? Yoksa aralarında bir fark yok mu? (Görsel ©seniorliving.org)

Daha fazla ya da daha az?

Peki bu ücretler nereye kadar gidecek, artacak mı azalacak mı?

İngiltere üniversite ücretlerinin £9,000 üzerinde olabileceği konusunda sinyaller vermeye başladı. Üniversiteler şimdiden, öğrencilerden daha fazla ücret almaları konusunda zorlanmaya başlandı bile.

Amerika’da ise tartışmalar üniversite ücretlerinin nasıl düşürüleceği konusunda yani tam aksi yönde ilerliyor. Trilyon dolarlara ve üzerindeki rakamlara ulaşan öğrenci üniversite borçlarının giderek ve önlemez şekilde arttığı gözlemleniyor.

Başkanlık seçimlerinde, Demokrat adaylar, üniversite ücretlerinin daha ödenebilir hale gelmesiyle ilgili uğraşmaya devam ediyor.

Hillary Clinton ‘Yeni Üniversite Sözleşmesi’ ile öğrencilere ekonomik destekte bulunacağı konusunda sözler veriyor.

Bernie Sanders ise bu desteği arttırıp, devlet üniversitelerinin tamamen ücretsiz yapılacağını ve Almanya’da uygulanıyorsa Amerika’da da uygulanabilir olabileceğini vurgulayarak sözlerine devam ediyor.

“Maaşlarının azalmasından ötürü, orta-sınıf ailelerin fazladan harcayacak geliri yok,” diyor Ms Blumenthal.

Orta Sınıflar Aileler

Bir çocuğu Amerika’da üniversiteye gönderme hayalinin genelde ekonomik kabuslarla sürdüğünü söyleyebiliriz.

“Eğer orta-sınıf bir aileyseniz ve üniversiteye aynı anda göndereceğiniz iki ya da üç çocuğunuz varsa üniversite ücretlerini ödemeniz imkansız.”

Üniversiteler, kimi hedeflediklerini gizleme gereksinimi duymaksızın bu arada kalmış orta-sınıf ailelere yardımda bulunma teklifi sunuyor.

Üniversite ücretlerinin Amerikan öğrenciler için $13,342 (£9,400) olduğu Berkeley, California Üniversitesi ‘Middle Class Access Plan’ını açıkladı. Bu teklif, geliri yıllık $80,000 ile $150,000 arasında olan zengin gelirli ama nakit yönünden fakir ailelere finansal destek sunuyor.

 

ingiltere vs amerika okul ücretleri

E-Learning’in de denilen uzaktan eğitim son günler de oldukça popüler (Görsel ©Juhan Sonin)

Ücretleri düşürmek adına teknolojiyi kullanmak

En iyiler arasında sayılan özel üniversiteler de üniversite ücretlerinin düşürülmesi gerektiğinin farkında.

Stanford Üniversitesi rektörü John Hennessy “Üniversite borçları bu zamana kadar arttığı şekilde artmaya devam edemez. Gelir düzeyine göre geri ödeme planın olsun ya da başka bir yol olsun bu soruna bir çözüm bulacağız” diyor.

Online teknolojinin üniversite ücretlerini azaltabileceğini de ifade etmiştir. Kampüste vakit harcamak yerine, internet ortamından derslerin videolarını takip etme yöntemi buna örnek verilebilir.

Öğrenciler, üniversite ortamında vakit geçirme deneyiminden herhangi bir şekilde feragat etmek istemedikleri için online derse en çok karşı koyan taraf aynı zamanda.

Fransa’da INSEAD İşletme okulunun araştırmalarına göre Amerika’daki okulların başarı sıralamalarında azalma olduğunda, üniversite ücretlerini azaltmak yerine artırma yoluna gittikleri gözlemlenmiştir. Bu durum ‘Chivas Ragal strategy’ ile açıklanabilir, bir ürün ücreti arttırılarak satışı ve popülerliği artırılır.

Ortalamaya bakılıdğında, Amerikadaki üniversiteler herhangi bir gelişme göstermemiş olmarına rağmen son 30 yılda üniversite ücretlerini %500 arttırmış durumda.

Amerika ve İngiltere’deki üniversitelerin farkları bir tek bunlar değil.

İngilteredeki ücretlerin hemen ödenme şartı bulunmuyor. Okul ücretlerinin geri ödemesi ancak öğrenci £21,000 üzerinde para kazanmaya başladığında alınıyor ve 30 yıl sonrasında bu borçlar silinebiliyor. Aynı şekilde İngiltere, Büyük Britanya’nın geri kalanıyla aynı sistemi yürütmüyor. İskoçya’da üniversite ücreti bulunmezken, İrlanda’da bu ücret £3,800 civarındadır.

Eğitimin sisteminindeki kompleks problemleri çözme üzerine yoğunlaşan Million+ grubub başkanı Pam Tatlow, uluslararası alanda baktıklarında üniversite ücretlerinin nasıl ödeneceği konusunda hiçbir şeyin kalıcı ve kesin olmadığını ifade ediyor.